Serseriliğin Böylesi

Bu siyasal İslamcılar daha düne kadar “ırkçılık olur” diye “Türk’üm” bile diyemiyor, milliyetçiliği çiğniyorlardı. Şimdi Uygur Türklerinden medet ummaya başlasalar gerek.

İki gün önce yandaş kanalların birinde izledim, 8-10 Uygur Türk’ünü toplamışlar konuşturuyorlar. Birisi diyor ki: “Ben Doğu Türkistan Devleti’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısıyım.”
 
Bir başkası: “Ben Doğu Türkistan’ın Başbakanıyım.”
 
O konuşanların hepsi ekliyor: “Erdoğan’ı seviyoruz, destekliyoruz.”
 
 
Gülmek ve Düşünmek:
 
Güldüm, ‘bu insanlar bu kadar serseri olmamalı’ dedim. O Uygurlular, o TV’nin haber ve yöneticileri, onları öne süren siyasiler var ya, bana göre onların hepsi serseri, hepsi ahmaktır.
 
Türkiye’de karnınızı doyurmak için uğraşıyorsunuz ama Çin’in egemenliğindeki topraklarda bir devlet kurup (!) “Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Başbakan” olmaya kalkıyorsunuz. Yaptığınız, kendinizi hedef tahtasına yapıştırmaktır. Sizi kullanan siyasi düşüncenin yaptığı da şaşkınlıktır.
 
O şaşkınlar dün siyasi kaprisleri için “İslam kardeşliği, Ümmet-i Muhammed” diyerek Irak, Libya, Mısır, Suriye gibi ülkelerdeki Müslüman’ların ölümlerine sebep olmuşlardı. Dikkat edin aynısını siz de yaşarsınız.


 
Bir de: Bu siyasal İslamcılar daha düne kadar “ırkçılık olur” diye “Türk’üm” bile diyemiyor, milliyetçiliği çiğniyorlardı. Şimdi Uygur Türklerinden medet ummaya başlasalar gerek.  
 
Doğu Türkistan’da yaşayan soydaşlarımızın bazı sıkıntıları vardır, olabilir. O sıkıntılar böylesi serseriliklerle çözülmez; akıllı politikalarla çözülür. Bizi ahmak yerine koymayın, siz hangi seçimle, kaç kişinin oyuyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Başbakan oldunuz?
 
Bunları böyle konuşturan medya sahibi ve siyasilerin yaptıkları akılsızlıktır, maceradır. Bu kurgu Çin’in bütünlüğüne kasıttır.   İnsanlık dünyada akar akıllı, yarı deli yöneticiler yüzünden büyük acılar çekmiştir. Hitler’i bir düşünün, milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. “Bu dünya bir kişiye çok iki kişiye az” diyen Osmanlı Padişahını düşünün, bünyemizde hala kapanmayan yaralar açtı. Daha dünkü Enver Paşayı düşünün, Sarıkamış andıkça bizi ağlatıyor.
 
 
İran İle Dost Olmak:
 
Son günlerde yandaş medyaya, yandaş bilim adamı ve siyasetçilere bakıyorum: “Politikayı beceremedik. Irak, Libya, Suriye konularında yanlış yaptık. Bizim de suçumuz var” demiyorlar da, öncülerini ve halkımızı İran aleyhine kışkırtıyorlar. Bunlar bu gidişle başımıza yeni bir dert açacaklar. Bu çaylakların çobanları ya böyle istiyor veya hala akıllanmamış olacak ki:
 
Bırakın İran ile uğraşmayı! İran bizim kardeş ve komşu ülkemiz. Bugün emperyalizmin bölgemizdeki en akıllı ve en onurlu devleti İran” demiyor.
 
İran’a düşmanlık yapma yerine İran ile dost olalım. Unutmayalım ki, Yavuz Sultan Selim’in mezhepçilik taassubuna dayanan savaşları İslam dünyası ve ülkemize hiç bir şey kazandırmadı.
 
 
Türk Milletine Düşen Görev:
 
Bugün Türkiye: “Ben dünyaya çeki düzen vereceğim! Halife Sultan olacağım! İslam Birliği kuracağım!” diyenlerin kaprisleriyle kaos yaşıyor. İddiam ve inancım o ki, Türkiye’ye bu kargaşayı yaşatanlar bundan sonra bize daha beter günleri yaşatırlar. Bunu yaşamamak için herkes kıyameti beklemesin; aklını kullansın, kaderine el koysun.
 
Bir Atasözü: “Çabalayan koyun murdar ölmez.”
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.