Siyasetin Dilindeki Terbiyesizlik

TERBİYE sözcüğü RABB kökünden türemedir. Rabb Arapçadır; beslemek, büyütmek, yetiştirmek, eğitmek gibi anlamlara gelir. Allah’ın bir adı da Rabb’dır. Rabb, Kuran’da Allah adından sonra en çok kullanılan isimlerden birisidir. Allah bizim uyumlu, saygın, eğitimli (terbiyeli) olmamızı ister; görgüsüz, saldırgan, incitici, bozguncu, (terbiyesiz) olmamızı istemez.
 
Allah başkalarını aşağılamayı, iftira atmayı, dedi-kodu yapmayı da yasaklar. “Toptan barışçı olun” (Bakara: 208) buyurur. Hz. Muhammed, “Müslüman Elinden ve dilinden Müslümanları güven içinde bırakan kişidir.”, “Geçinmeyen ve geçinilmeyen kişide hayır yoktur” der. İnsan tabiatı barıştan, güvenden, sevgi ve saygıdan hoşlanır, kin ve kavgalar ruhları huzursuz eder. Türklerin geçmişinde karşılıklı güven ve saygının apayrı bir ağırlığı vardır.
 
Anne-babalar çocuklarının yanında dikkatli konuşurlar, kibar davranırlar, onlara “kötü örnek” olmak istemezler. Öğretmenlerimiz, özellikle İlkokul öğretmenleri çocuklarımızı birbirlerine dost yapmak için uğraşırlar. Gerçek din bilginleri, gönül insanları nefislerimizin terbiyesi için hiç bir karşılık beklemeden birer gönül eri olarak çalışırlar. Durum bu iken davranış ve konuşmalarımız tam eğitimli/terbiyeli mi? “Evet” diyemeyiz? Bunun nedeni eğitim-öğretimdeki eksikliklerimiz, ev, okul ve toplumdaki boşluklarımız, dini düşünce ve hayattaki yanlışlıklarımız, sorgulayıcı olamayışımız  gibi nedenler olsa gerek. İlgili tüm kurumlar, birey olarak hepimiz bu konuda düşünmeli, herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.
 
Burada sıkıntılarımızın tümüne girmeyeceğim, siyasetçilerimizin dilinden söz edeceğim. Siyasetçilerimiz itici, kavgacı, aşağılayıcı  konuşmalarıyla huyumuzu bozuyorlar, bizi geriyorlar, birliğimizi bozuyorlar. Bunu özellikle iktidar ve yandaşı partilerin lider kesimi yapıyor. İktidarın yaşlı bir politikacısı rakibi bayan bir politikacıya: “Meral Kılıçtaroğlu” dedi. Bir başkası rakiplerine: “Çöplük, pislik, münafık takımı, Bizans hizmetçileri, sizi 24 Haziran’da yere gömeceğiz” diye seslendi. Bir başkası dünkü arkadaşlarına: “İpsizler, köhne Bizanslılar” yakıştırmasını yaptı. Bu sözler çok ağır, bu sözlerin insan terbiyesinde yeri yok. Bu ağızlara uyanlarda hoşgörü kalmaz. Bu dilin sahipleri bizi kutuplaştırırlar. Bölücülük her zaman düşmanlardan gelmez, böylelerinden de gelir. İnanç ve kültürümüz bu huyu kaldırmaz. Söz sahipleri böyle olunca bu sözlerin muhatapları durmazlar, onlar da kontrolden çıkarlar.
 
İktidar partisi ve yandaşlarının öncüleri bu kötü huyu bırakmalılar. Seçimleri kazanmak için üretilen gerginlik politikalarıyla seçim kazanma isteği rahmani değil şeytani bir tavırdır. Onu-bunu küçümseyerek yapılan politikayı geçmişte Emeviler yapmıştı. Emevi politikası Emevi diktatörlerine yaramadı, onlar hala lanetle anılıyorlar. Dilleri bozukların safında bulunan yurttaşlarımızın o bozuk dili, kavgacı benliği düzeltme görevleri var. Başarılı olurlarsa yurttaşlık ve insanlık görevlerini yapmış olurlar, başarılı olamazlarsa böylelerine kuyruk olmayı, böylelerini oylarıyla ayakta tutmayı bırakmalılar, maşeri vicdanın yanında yer almalılar. Bu durum muhalefettekiler için de geçerlidir.
 
Terbiyesizleri yaşatmak terbiyesizlik olur. “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” diye bir mesaj var ama bu mesaj: “Benim eksiğim var, yukarıdakilerin de böyle olması normal, hayat böyle sürsün” anlamında değildir. Kendimizdeki eksiklikleri gidermeye çalışırken, yukarıdakilerin eksikliklerine göz yummayacağız, müdahale edeceğiz. Şimdiye kadar bize: “Dik başlı olmayın, geçim ehli olun etliye-sütlüye karışmayın. Sultan çoban, siz reayasınız. Sultan’ın dediğini yapın yeter” gibi öğütler verildi. Bu öğütlere uyuldukça Sultanlar Firavunlaştı, halk reayalaştı/sürüleşti.

Sultan-sürü geleneği büyük bir yanlışlıktı. Biz hep  bu yanlışlığın faturasını ödedik. Hala da ödüyoruz. Bugün artık Osmanlı’nın reaya düzeni yok, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet rejimi var. Yani her birimiz eşit haklara sahibiz, herkes yaptıklarından sorumludur. Şimdi önümüze yine Sultanlık rejimi konuyor. Tek adamlık düzeni insanlığa ve kültürel değerlerimize aykırıdır. Koyun-keçi gibi işlem görmek onur kırıcıdır. “İnsan kalmaya devam” diyeceğiz.
 
Siyasetin dilinde terbiyesizlik derken birilerini aşağılamıyorum, dil ve kişilik bozukluğunun varlığına, bunun sürdürülemez olduğuna vurgu yapmak istiyorum. 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.