Suriyelilerin Sıkıntısı

Suriyeliler İslam’ın muhâciri/göçmeni olamazlar. Bunlar ancak vatan kaçkınlığı ve ahlaksızlığın muhâciridirler. Biz de: Tembellerin, isyancıların, kadın-kız tüccarlarının “ensârı/yardımcısı” olamayız,

Fotoğraf makinemdeki bir sorunun çözümü için Gaziantep’te bir fotoğrafçıya girdim. 35-40 yaşlarındaki kişi çay-meşrubat içmemiz için ısrar etti. Eşimle oturduk, sohbeti artırdık. Suriyeli göçmenlerden söz etti, Suriyelilerden yakınmaya başladı. Sözlerini sonuna kadar dinledim. Anlattıkları özetle şöyle:
 
Amca biz ekmeğe çok saygı duyarız. Atalarımızdan bunu gördük. Evlerimizde ekmeğin kırıntıları bile boşa gitmez. Çöplüklere ekmek atmayız. Suriyeliler geldikten sonra çöplüklerde ve sokaklarda ekmek parçaları görmeye başladık. Bize kötü örnek oldular. Kimi Antepliler de bunlara uymaya başladı. Görenlerimiz anlatıyor, Suriyeliler evlerinde ekmek kırıklarını iyice süpürmeden üzerinde yürüyorlarmış.
 
Suriyelilerin gençleri çarşı-pazarda yürürlerken gruplar halinde yürüyorlar. Kadın-kızların yanından geçerken çirkin konuşuyorlar. Biz kadın ve kızların yanında dikkatli yürür, dikkatli konuşuruz. En ufak bir konuda dikleşiyorlar, kavgaya hazırlar. İnsan başkasının memleketinde böyle mi olur? Vallahi bunlar bizim ahlak ve geleneklerimizi bozuyor.
 
Suriyeliler bizden zengin; hem Birleşmiş Milletlerden hem bizden para alıyorlar. Konteynır Kent’te, iki tane… mağazasının şubesi var. Benim kayınım oranın sorumlusu. Orada para ile alış veriş yapılmıyor, kart ile alış veriş yapılıyor. Türkiye’de aylık en çok satış yapan şube orası imiş. Suriyeliler orada kart ile alış veriş yapıyorlar, bizden zengin olduklarını buradan anlıyoruz…”


 
Nusaybin’i gezdikten sonra geri dönerken, tanışıp konuşmak için yol kenarına çok yakın bir köye saptım. Bir evin önünde 6-8 kadar kişi oturmuş sohbet ediyorlardı. Selamlaştık, aralarına oturduk. İçlerinden birisi köyün muhtarı imiş. Bana: “Bizim hakkımızda kötü şeyler anlatırlar ama biz memleketimizin birliği bütünlüğünden asla vazgeçmeyiz. Şu bariyerler yapılmadan Suriye tarafına gider gelir, alış veriş yapardık. Biraz ticaret yapardık. Şimdi bunlar (yöneticileri kastediyor) aramızı bozdular. Yazık.” Bir başkası: “Şu beton bariyerlerin tanesi 15 bin liraya mal oluyor. Hudut boyu yapılan masraflar kime ne kazandırdı?” dedi. Bugün Türkiye’yi yönetenler dün T.C.’nin kurucularını: “Bizi Lozan’da sattılar. Cetvellerle çizilen haritalara boyun eğdiler. Kemalistler bizim Müslüman kardeşlerimizle aramıza açtılar, mayın döşediler; gidip gelemiyoruz” diye eleştirirlerdi. Bunların bugün yaptıklarına ne dersiniz?
 
Kilis’te Öğretmenevi’nin bahçesinde bir masada oturan üç kişiyle tanışmak için yanlarına vardım. İkisi emekli, birisi çalışan öğretmenlermiş. Kilis hakkında bilgi istedim. Birisi şunları anlattı:
 
Suriyelilerden çok sıkıntılıyız. Hayat anlayışımızı ve ahlakımızı bozuyorlar. Bir gün akşam mahallemdeki Suriyelilerden birisi, çocuklarının elinden tutmuş sokakta gezdiriyordu. Hayrola, bu saatte ne yapıyorsun böyle dedim. “Hanım çalışıyor da” dedi. Şimdi ne çalışması dedim. “Para karşılığı başka erkeklerle evde” dedi. Tuhaf oldum, buna çalışma mı diyorsunuz diye sordum. “Tabii” cevabını verdi…
 
Mahallemdeki komşulardan ve bir başka Suriyeliden öğrendim; birbirlerinin eşleriyle birlikte yaşayanlar varmış. Bir Suriyeli evindeki baldızıyla da ilişki kuruyormuş. Az bir parayla bana eş bulmak istediler. Şunları bir öğreneyim diye bir Suriyelinin evine gittik. Torunum yaşındaki bir kız çocuğu getirdiler. Beynim döndü, kendimi dışarı attım.” Bu kişinin anlattığı daha öyle çirkin ve edep dışı olaylar var ki, utanmaktan yazamıyorum.
 
Bir başka yerde bir belediye işçisine: Suriyeliler hakkında ne dersin dedim. Yüzüme baktı, etrafına bakındı; “Belki yanlış bir şey söylerim. Ben belediye temizlikçisiyim” dedi. Aynı bölgede yaşayan, belediyenin bir Kültür Şube Müdürüne Suriyelilerle nasılsınız dedim. “Problemler var. Görevli ve sorumlu olduğumuz için konuşamıyoruz” diye yanıt verdi.
 
Gezi dönüşümde bir arıza için evime bir sıhhi tesisat ustası çağırdım. İş hayatı nasıl gidiyor diye sordum. Aldığım cevap şu: “Bu yıl inşaat sektörü durgun. En rahat ticareti Suriyeliler yaşıyor. Devletten paralarını alıyorlar. Bir de, vergi vermeden tüccarlık yapıyorlar. Bu yıl vergimi yatıramadım. Mahkemeye verilmişim. Önümüzdeki ay duruşmam var. Hâkim “niye vergini vermedin” derse, Suriyeliler versin, ben de vereyim diyeceğim. Dükkânımın yanında iki tüpçü var. Birisi Türk, öbürü Suriyeli. Suriyeli bir tüpü Türk’ten 5 lira ucuz verdiği için iyi satış yapıyor, herkes tüpü ondan alıyor, bizimki bekliyor. Neden sen çok satıyorsun diye Suriyeliye sordum. Şu cevabı verdi: “Ben vergi vermediğim için ucuz verebiliyorum.”
 
Anlattıklarımdan çıkan sonuçlar:
 
  1. Gerçekten Türkler ile Suriyeli Arapların insanlık, kültür ve ahlak anlayışı farklı. Onların “normal” gördükleri birçok davranış bize göre “kötü”; ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir.
  2. Suriyelilerdeki “namus, kız, kadın” anlayışının insanlık ve İslamlık ile ilgisi yok. S
  3. Suriyelilere sağlanan vergi muafiyeti, iş yeri açma kolaylıkları Türkiye’nin sahiplerini zor durumlara soktu. Bizler kendi yurdumuzda “ikinci sınıf insan”, Suriyeliler “öz evlat” muamelesi görüyor. Biz bu kahredici hayatı Osmanlı döneminde de yaşamıştık. Türkler o zaman yine aşağılanıyorlar, kanları ve alın terleri emiliyordu. Mustafa Kemal Atatürk gelmiş, cumhuriyeti kurmuş, bizleri eşit insanlar yapmıştı. Bu vesile ile, ölümünün 81. yılında kendisini rahmetle anıyoruz.
  4. Her Suriyeli ahlaksız ve namus tüccarı iddiasında değilim, her Türk namuslu ve mutlak iyi de demiyorum. Suriyelilerin içinde de namuslu insanlar vardır. Ancak bu durum bize Suriyeliler derdini yok saydıramaz. “Suriyelilerin ahlaksızlıklarını, ekmeksizliklerini ve terbiyesizliklerini yok sayamayız. Bugün Türkiyeli Türkler “Etrak i bîidrak=Aptal Türkler” yerine kondu.
  5. Türk, Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hasımları “İslam, yardımlaşma, dayanışma, acıma” gibi sözlerle, içi boş nutuklarla, “Ensâr-Muhâcir” edebiyatı yaparak bizi kandırıyorlar. Adaletsizlik, ahlaksızlık ve fuhuş: “Ensâr-Muhâcir” sallamalarıyla İslamlaştırılamaz. Türkiye’nin yerli Müslümanları vatan kaçkınlarıyla bir-ve hatta onlarda aşağı-tutulamaz. Bugün ülkemizde yaşayan Suriyeliler İslam’ın muhâciri/göçmeni olamazlar. Bunlar ancak vatan kaçkınlığı ve ahlaksızlığın muhâciridirler.Biz de: Tembellerin, isyancıların, kadın-kız tüccarlarının “ensârı/yardımcısı” olamayız, olmamalıyız. Duygusal değil sağduyulu düşüneceğiz.
 
Açıklama: Gezimde gördüğüm yerleri, dinlediğim olayları anlatırken çokça, “bir yerde, bir kişinin anlattığına göre” gibi ifadeler kullanacağım. Bunun nedeni oranın saygınlığına zarar vermemek, anlatan kişiler kamu görevlisi iseler onları zor duruma bırakmamaktır. Anlattıklarımın yer, tarih ve şahıs bilgileri notlarımın arasında bulunuyor.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.