Türkler-Araplar-Yunanlar-İngilizler

Türkiye’de Türkler mahzûn, Suriyeli Araplar makbûl. Kendi ülkende ikinci sınıf insan olmak, kendi ülkende Suriyeli Araplardan daha az bir değer taşımak... “Ey Türk! Titre ve kendine dön!” demenin tam

Bu yazıda size birini duyduğunuz, öbürünü duymadığınız iki gerçek olaydan söz edeceğim.
 
1-YUNAN VE İNGİLİZ KALINTILARI:
 
Boğaziçi Üniversitesinde, kendilerine “İslam Topluluğu” adını veren bir grup, Yunan asıllı, İngiliz uyruklu Andreas Tzortzis adındaki biri Atatürk’ün adını vermeden, Atatürk ve arkadaşlarına sataşıyor, diyor ki:
 
 “Bu ülkeden İslam’ı kaldırmak istediler. Eğer kendi tarihinizi okursanız, bu şahsın ve diğerlerinin bu ülkeden İslam’ı kaldırmak istediğini anlarsınız. Dininizi ortadan kaldırmak için bir uğraş verdiler. Arapçayı kaldırdılar. İslami eğitimi kaldırdılar. Bu Allah’ın dostu mudur, yoksa şeytanın dostu mudur?”
 
Bu yabancı adam konuştukça üniversitedeki Müslüman topluluğu alkışlıyor. Bu olayda dikkatimizi çekmemiz gereken çok sayıda başlık var ama ben yalnız birkaçına değineyim.
 
  • Atatürk, Türkiye ve Türk milleti düşmanlığıyla karşımıza çıkan bu olay Türkiye’nin Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanıyor. Yani işgalciler bizi, kendi mevziimizde, kendi gençlerimizin destekleriyle vuruyorlar.
  • Alçaklık ve işbirlikçilik, “İslam, Arapça” çarşafıyla yapılıyor.
  • İngilizler ve Yunanlılar geçmişte bizim ve başka birçok İslam ülkesinin topraklarını işgal etmişler, namuslarımızı kirletmişler, ev ve camilerimizi yakmışlardı. Bu eski düşman tohumlarından birisi şimdi gelmiş İstanbul’daki Müslüman gençlere domuz eti ikram ediyor, bu zavallı gençler de o domuz etini şapır şupur yiyorlar.
  • Medyadaki o resme baktıkça, “bizden” sandığımız gençlerin birer “papaz-rahibe” adayı olduklarına hükmedebiliriz. Koy bir sakal, tak bir türban, sonra saldır. Metotları bu.
  • İslam” markalı bu İngiliz, Yunan, Bulgar, Fransız uşakları ile bu Andreas var ya, bunların Muhammed b. Abdülvehhablardan, Lawrenslerden, Wampherlerden hiç farkı yok.
  • Biz hala “Allah, Arapça” sözlerle avlanıyoruz. Bunda avcılıkta Şeyh ül İslam Mustafa Sabrilerin, İskilipli Atıfların, fesli Kadirlerin, M. Armağanların, Körükçügiller sülalesinin rolü var. Bu kara zihniyeti dağıtmak şart. Yoksa Haçlılar yine kapımızda olurlar, işbirlikçileri bulurlar.
 
 
2-TÜRKLER SIĞINMACI, ARAPLAR EFENDİ:
 
İki yıl önce bir yoksulu tedavi için Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürmüş, muayeneden “sosyal güvencesi yok” diye Dr.’a reçete yazdırmış, muayene ücretini ödememden sonra reçetesini yazdırabilmiştim. Yanımda Suriyeliler vardı, onlar parasız muayenelerini olmuş, ilaçlarını ücretsiz alıp gitmişlerdi. İkiye bir bunu hatırlarken yeni bir olayın haberini duydum.
 
Bir arkadaşım anlattı; gelini resmi bir hastanede çalışıyormuş. Yoksul bir kadın hastaneye gelmiş, parasızlık yüzünden ilaçlarını alamamış. Hemşire Suriyeli bir bayanın eline yoksul Türk kadınının ilaç kutularını vermiş, Dr.’a götürmüş, Suriyeli Arap kadının adına İlaçları yazdırılmış. Dışarı çıkmış, hemşire ile Suriyeli birlikte eczaneye gitmişler, ilaçları almışlar, yoksul Türk kadınına vermişler. Hemşire bir yoksul kadının işini gördüğü için sevinmiş, yoksul Türk kadını da dua ederek gitmiş!
 
02.05 2019 günü duyduğum bu olaya çok üzüldüm. Türkiye’de, kocası askerlik (vatan bekçiliği) yapan, zar zor tükettiği gıdaların vergisini veren, oğlunu yahut damadını PKK ile yapılan çatışmalarda kurşunların karşısına diken yoksul bir Türk kadını var; sosyal güvencesi olmadığı için ilaç alamıyor. Yani Türkiye’nin asli unsuru Türkler aç, hasta, ilaçsız, güvencesiz. Türkiye’de bir de asli unsur olmayan Suriyeli Arap sığınmacılar var. Bunlar T.C.’nin bütçesinden bedava para yardımı alıyorlar, vergisiz işyeri çalıştırıyorlar, sosyal güvencesiz Dr. muayenesi oluyorlar, ilaca para vermiyorlar. Bunlar o kadar keramet sahipleri ki, yoksul Türklerin ilacında bile işe yarıyorlar.
 
Türkiye’de Türkler mahzûn, Suriyeli Araplar makbûl. Kendi ülkende ikinci sınıf insan olmak, kendi ülkende Suriyeli Araplardan daha az bir değer taşımak... “Ey Türk! Titre ve kendine dön!” demenin tam zamanı mı yoksa?
 
Yakıp yıkmadan, yasaları çiğnemeden bir “direnme hakkını, isyan hakkını” kullanmaya başlasak nasıl olur, buna hakkımız yok mu!
 
Suriyeli Arapların çoğu Türkiye’de bizim alın terimizi, el emeğimizi yiyerek yaşıyorlar. Ahlak ve töremizi bozuyorlar. Aile yuvalarımızı dağıtıyorlar. İçlerinde uyuşturucu müptelası olanlar var. Çetecilik yapanlar var. Casusluk yapanlar var (dır.) Çoğu vatan kaçkını. Bunların çoğu kendi devlet düzenlerini zayıflatan insanlar. Kim bilir bunların içinde daha neler var, neler.
 
Türkiye’deki Araplar, Yunanlılar, İngilizler bize ihanet etmekteler. Bu gidişle Türkiye’deki Türklerin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başına büyük belalar gelecek. Türkiye Cumhuriyeti’nin kelli felli bazı yetkilileri yabancılara bizden daha çok değer veriyorlar,  onları daha mutlu yaşatıyorlar.  “Ensar-Muhacir” benzerliği imiş, geçin bunları. Olayların altında öyle planlar vardır ki, o planların uygulamaya konması bizi yeniden bölme-bölünme noktasına getirebilir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.