Varlık-Birlik Kararı

T.C. ve Türk halkı bu kadar masraftan, bu kadar acı ve gözyaşından sonra katilleri besleyemez. Hiç kimse kafamızı karıştırmasın, yarın yürüyeceğimiz yollarımıza şimdiden diken düşemesin.

Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’nin Kuzeyi’nde varlık-birlik harekâtı sürdürüyor Her siyasi düşünceden, her bölge ve ilimizden, her yaş ve insanımızın bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü, T.C. kimliğini taşıyan herkesin can ve mal güvenliğini korumak için orada mücadele veriyor.
 
Bu mücadele “terör örgütlerine karşı yapılıyor” görünse ve konuşulsa da, esasta bir ideolojik mücadeledir; terör elemanları birer piyondur/maşadır. Bu mücadelenin arkasında emperyalist ABD, kapitalist Batı, ilkel düşünceli Arap Kralları var.Yani şimdi biz, Arap ırkçılığıyla, bölücü Batıyla ve bunların da bağlı oldukları Siyonist düşüncelerle savaşıyoruz.
 
Bu yüzden biz bu varlık-birlik savaşında şahsi ve grup düşüncelerimizden çıktık; tek yumruk, tek düşünce, tek ses olarak dünyaya ses verdik; “biz biriz, bizi bölemezsiniz, bizi yok edemezsiniz” diyoruz. Bu düşünce ve sesi zayıflatmadan, sınırlarımızın ve insanlarımızın geleceğini iyiden iyiye güvenceye alıncaya kadar sürdüreceğiz, sürdürmek zorundayız.
 
Böylesi önemli, böylesi güzel bir havada eksik yahut yanlış sandığım bazı düşünce ve uygulamalara dikkat çekmek istiyorum.
 
1-Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin koruyucu gücü T.S.K.’nin sonuna kadar arkasındayız, boşalabilecek her bir askerin yerini doldurmaya hazırız.
 
2-İktidar sahipleri kararlarını kendileri verdiler, kararlarını almadan önce T.B.M.M.’nin görüşünü alma, T.B.M.M’ne bilgi verme yönüne gitmediler. Türkiye’de Türk milletini yalnızca bir parti temsil etmez ve edemez. Bu kişiler Türk milletinin diğer temsilcilerine bilgi verselerdi, görüş alış-verişinde bulunsalardı, daha iyi, verdiğimiz birlik-bütünlük masajları daha pekişik olurdu. Böylesi bir yolla iktidarın bir kaybı olmaz güçlenirdi. Dahası iktidar, daha önce harp görmüş, Türkiye’yi bazı zorluklardan geçirmiş sivil ve askerlerle de görüşse iyi olurdu. Bu da yapılmadı. Bundan sonraki aşamalarda bu yapılmalıdır. Unutmamalıyız ki, millet ve devlet demek bir kişi yahut siyasi kuruluş demek değildir; millet ve devlet bütünleşmeyle oluşur.


 
3-Yapacağımız işi aylar öncesinden, bağıra çağıra yapıyoruz. Ben asker ve savaşçı değilim. Ancak örnekleriyle biliyorum ki, savaşlar tellallık yaparak, davul çalarak yapılmaz; düşmanı ummadığı bir anda yakalayıp imha ederek yapılır. İlgililer bilgi vermiş olacak ki, TV programlarında kendini “akıllı” yahut “uzman” sanan kişiler çıkıp: “Üç aşamamız vardı, birisi bitti, ikinci ve üçüncü aşamalar şu kadar gün sürecek, o aşamalarda şunlar yapılacak” gibi ciddiyetsiz ve gülünç laflar söylüyorlar. Bu neyin nesi, ne demek istiyorsunuz? Ben böylelerinin bu tutumlarından, “geleceğiz ha, az kaldı” diyenlerin samimiyetlerinden şüphe etmeye başlarım. Teröristlere: “Kaçın, gidin. Biz size dokunmayalım, siz de bizi rahatsız etmeyin” mi demek isteniyor? Savaşta amaç tehlikeyi yok etmektir; günü geçiştirmek, düşmanın ömrünü uzatmak değildir.
 
4-İktidarda olma sarhoşluğundan kurtulamayan, iktidara yalakalık etmeyi iyi bir marifet sayan kimi yazar, gazeteci veya konuşmacılar, muhalif düşünce ve partilere sataşmak için gazete ve TV programlarında fırsat arıyorlar, kırk dereden kırk su getirip bu berrak ve ideal havayı bölüp kirletmeye çalışıyorlar. Çok çirkin ve ayıp bir huydur bu. Muhalefet partileri ve farklı siyasi görüş taşıyan yurttaşlarımız bu seviyesiz çukura düşmemeliler. Asıl amaç Türkiye ve Türk milletinin bütünlüğü ve güvencesi ise; hiç değilse şu günlerde, bu konuda iktidarı desteklemeliler, sonuna kadar Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yanında olmalılar.
 
5-ABD Başkanı olarak ortaya çıkan serseriye bundan böyle hiç birimiz konuşmalarımızda en ufak bir insani saygı duyamayız. Çünkü bu kişi katil bir para baronudur, Siyonizm’in bir uşağıdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.