Yozgat İsyanı

Milli harekete karşı koyma fikrini Yozgat’taki Hürriyet ve İtilaf Partisi başkanı olan Çapanoğlu Edip ile kardeşi Celal destekliyorlardı.

Uluslar ve devletler günlük değildirler; dünleri ve bugünleriyle bir bütündürler. Bugüne nasıl gelindiğini anlamak için geçmişi öğrenmek, geleceği ona göre planlamak gerekiyor.
 
Hatırlanacağı üzere biz Kurtuluş Savaşı vermeye başladığımız günlerde Türkiye’nin farklı bölge ve illerinde isyanlar başladı. İsyanlar istiklal savaşımızın öncülerine ve henüz yeni kurmakta olduğumuz meclise karşı yapıldı. O isyanlar başarılı olsaydı, bugünkü T.C. kurulmayacak, işgalciler yurdumuzu bölüşecekti.
 
Yozgat’ta iken Orhan Sakin’in “Bozok Sancağı ve Yozgat[1] adındaki kitabı elime geçti. Yazarın, Çapanoğulları ve Yozgat isyanını masumlaştırma, Atatürk’ün silah arkadaşı Kılıç Ali’yi yerme eğiliminde olduğunu sezince; bu kitaptan alıntılar yapmayı, başka kaynaklardan yararlanarak Yozgat isyanına biraz açıklama getirmeyi gerekli gördüm.
 
 

Çapanoğulları Sülalesi:
 
Çapanoğulları sülalesi Yozgat’ın eski sülalelerinden birisidir. Bu sülale 1760’tan 1920’ye kadar devlete hizmet ve ihanet eden üst düzey yöneticiler yetiştirmiştir. Yurdumuz 1920’de Yunanlılar, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edilince önce Sivas, sonra Yozgat çevresinde, din ve padişah lehinde, Atatürk ve milli mücadele aleyhinde bir isyan çıkar. “Yozgat” yahut “Çapanoğulları isyanı” olarak anılan bu isyana, Çapanoğullarından Edip, Celal ve Halit beylerin adları karışır.
 
         Celal ve Edip Beyler Yozgat’taki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üyeleridirler ama bir taraftan da Ankara’da kurulmakta olan milli hükümete karşıdırlar. Çapanoğullarından Celal Bey o günlerde Afyon mutasarrıfıdır ama “milli harekete karşı” olduğu için Ankara hükümeti Celal bey’i görevden alır. Ankara’da ilk meclis açılacağı zaman Çapanoğulları, “yasal olmadığı” gerekçesiyle Yozgat’tan Ankara’ya milletvekili göndertmez. Bu gerginlikler üzerine Ankara hükümeti Celal, Edip, Halit Bey gibi Çapanoğullarından ileri gelenler için tutuklama kararı çıkarır. Celal ve Edip Beyler 1921’de çıkarılan affa kadar saklanırlar ve aftan yararlanarak kurtulurlar, Halit Bey ise Amasya’daki İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanıp idam edilir. Ailenin ileri gelen diğer üyelerinden Salih Bey suçsuz bulunup affedilmiş, Yusuf Ziya Bey ise Suriye’ye kaçmış, orada kendini tanıyan bir Ermeni’nin yardımlarıyla yaşamıştır.[2]
 
Orhan Sakin adı geçen kitabında Kılıç Ali’yi: “Propaganda ve yönlendirmelerin tesirinde kalmakla, yüklü miktarda para almak için Çapanoğullarını sıkıştırmakla, gergin ortamı iyice olumsuzlaştırmak ve olayların daha da yayılmasına sebep olmakla” suçlamaktadır. Bazen kaynak vererek, bazen yorum yaparak öne sürülen bu suçlamalar (s.233-234) ne derece doğrudur, bu soruların cevabını başka yazılı kaynak ve hatıralardan bulalım.
 
 “Asiler 23/24 Haziran 1920’de de Boğazlıyan’a baskın yaptılar. Orada bulunan bir müfrezemizi dağıttılar. Amasya’da bulanan Cemil Cahit Bey’in komutasındaki 5’inci Kafkas Tümeni, âsîler aleyhine harekete geçirildi. Antep bölgesinde bulunan Kılıç Ali Bey de, bir milli müfreze ile bu bölgeye gönderildi.. Yozgat ve dolaylarında âsîler yok edildikten sonra, oraya gönderilen müfrezelere öteki bölgelerde görev verildi.”[3]
 
Kılıç Ali anılarında, Atatürk’ün bu konuda kendisi hakkında söylediklerini aktararak şunları yazar: “Kılıç Ali Bey’in Gazi şehrin savunulmasında gösterdiği şecaat ve dirayet malumdur. Bugünkü olaylar kendisinin ülkenin diğer bölgelerinde görevlendirmesini gerektirmiştir…”
 
Maiyetimde bulunan elli süvariyle birlikte Kırşehir üzerinden Mucur’a, oradan da 1 Haziran 1920’de Yozgat’a yetiştim. Elimde ayaklanmaların nerelerde odaklaştığını belirleyen şifreli bilgiler vardı. Planım, Çerkez Ethem Bey kuvvetlerinin ayaklanmayı bastırmak için harekete geçtiği Yozgat’ı arkadan sarmaktı. En tehlikeli başkaldırmanın burada olduğunu Ankara bildirmişti. Bütün şehir halkı zehirlenmişti. Askerlik ve vergi muafiyeti vadiyle kandırılan halk, asiler tarafına geçmişti. Hükümet zayıf, isyancılar güçlü görünüyordu. Halka önayak olmak üzere görev almalarını istedim. Başlangıçta kabul ettiler. Çapanzade Halit’in kardeşi Celal’ın tezviratıyla, ertesi gün, bana katılmaktan vazgeçtiklerini bildirdiler.
 
Çerkez Ethem Bey’in emrindeki kuvvetler Yozgat ayaklanmasını bastırmayı başarmıştı. Biz de, isyancıların arkalarındaki bölgeden yeni kuvvet almalarını önlemiştik. Bizim kılık değiştirmiş Ermeniler olduğumuza varıncaya kadar karşımızdakileri aldatmışlardı. Padişahı da, hilafeti de, dini de, imanı da karıştırıp bizim kominist olduğumuza kadar uzanan iftiralarla masum halkı kandırmışlardı.[4]
 
Yozgat Mutasarrıfı Necip de Temsil heyetinin Ankara aracılığı ile gönderdiği emirlere karşı koymuş ve açık olarak “Allah’tan, Padişahtan ve onların kanunlarından başka bir şey tanımadığını” etrafına bildirmişti. Milli harekete karşı koyma fikrini Yozgat’taki Hürriyet ve İtilaf Partisi başkanı olan Çapanoğlu Edip ile kardeşi Celal destekliyorlardı. Bunların Yozgat’ta büyük nüfuz ve çevreleri vardı. Bu hain kişiler ya da siyaset yobazları yaptıkları propaganda ile halka “İngilizlerin İstanbul’a gelişlerinin padişahımızın arzusu ile olduğunu ve Yunanlıların Anadolu’ya çıkmalarının geçici bulunduğunu” anlatıyorlardı. İsyancılar 14 Haziran 1920’de Yozgat’ı işgal ettiler.Çapanoğlu Celal bu sırada Kılıç Ali’ye gönderdiği mektupta “Halife Ordusunun maksadı, Mustafa Kemal ile yedi arkadaşını yakalamaktır. Kırşehir mebusu Rıza Beyle temas ve muhabere halindeyiz. Kırşehir Üzerinden Ankara’ya yürüyeceğiz” yazıyordu. Yozgat ayaklanmalarını bastırmak üzere gönderilen Ethem kuvvetleri, 70 subay 2100 insan, 1300 hayvan, 4 top, bir sahra topu, 8 makineli tüfek gücünde idi. İsyancılar 14 Haziran 1920 günü Yozgat’ı ele geçirdiler. 20 Haziran sabahı Ankara’dan hareket eden Ethem kuvvetleri 23 Haziran sabahı şehrin kapılarına dayandılar. Hemen çarpışmalar başladı, Saat 12.00’ye doğru şehir ele geçirildi. Ermeniler dahi asilere katılarak askerlerimize karşı silah ve cephane kullanmışlardır. Çapanoğullarından Halit, çarpışmalarda gece yaralanmış, diğer kardeşleri ise Aziziye’de kaçmışlardı.”[5]
 
Görüldüğü gibi, Yozgat ve çevresinde milli mücadelemize ve Ankara hükümetine karşı, içinde Çapanoğullarının da bulunduğu ciddi bir isyan vardır. İsyancılar Ermenilerden bile destek almışlardır. Bu isyanlarda halk, “din, halife” gibi kutsal duygularla kandırılmıştır. Güneydoğu, Ege ve Marmara bölgelerimizde düşman işgalleri sürerken, Türkiye’nin değişik illerinde çıkarılan iç isyanlar bir rastlantı değildir. Bu isyanlar olmasaydı, yurdumuz belki yabancı işgallerini daha az görecek, daha az kayıp verecektik. AKP’li belediyelerin, halkımızın desteğini, T.C.’nin imkânlarını kullanarak Atatürk’ün arkadaşlarını karalamaları, temelinde işbirlikçilik, ihanet ve din sömürüsü bulunan isyanları masumlaştırmaya kalkışmaları halka hizmet değildir, büyük bir tehlikedir.
 

[1] Orhan Sakin, Bozok Sancağı ve Yozgat, Yozgat Belediyesi Kültün Yayını, Ankara 2004
[2] Orhan Sakin,a.g.e., s. 232-235
[3] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2005, s. 306, 307
[4] Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları s. 116-120
[5] General Kenan Esengin, Milli Mücadelede Ayaklanmalar s. 155,156, 161, 168, 169, 171
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.