Zavallı Ziya

Ziya Selçuk’un şu duruş ve durumuna bakınız. Acı ama çok acı, ayıp ama çok ayıp, üzücü ama çok üzücü! Prof. bir Milli Eğitim Bakanı olarak sen bu duruma nasıl düşersin?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Hürriyet’ten Nuran Çakmakçı’ya yeni eğitim sistemiyle ilgili açıklamalarını yorumlamaya devam ediyorum.
 
5- Ziya Selçuk diyor ki: “Çin’den yapay zekâ kitapları getirdik. Bilgi Kuramı Dersi için uluslararası bir kuruluşla anlaştık.. Yeni İngilizce metodu üzerine pilot uygulamalar gerçekleştiriyoruz.”
 
Çin’den yapay zekâ kitabı getirtmek acizliktir. Biz bu kitabı yazamaz mıyız? Bedenimizin üstüne dün Amerika kafası montaj ediyorduk, bugün Çin kafasını mı montaj ediyoruz? Bilgi Kuramı Dersi için anlaştığımız uluslararası kuruluşun arkasında kim var? Bu dersi programını kim hazırlayacak? İngilizcenin yeni öğretim metodu üzerine yeni uygulamalar gerçekleştiriyor imişiz; biz şimdiye kadar durmaksızın eğitim-öğretim metodu değiştirdik, metot arayışına son veremedik, hala metot mu arıyoruz? Bu söylenenler kendimize güvensizliktir, uyduluktur. Görüleceği üzere Ziya Selçuk’un kafası, öncekilerin kafası aynı; bulanık ve kirlidir.
 
6- Ziya Selçuk söz konusu açıklamalarının bir bölümünde: “Öğrencileri sınava değil, üniversiteye hazırlamak istiyoruz. Yükseköğretime ilişkin konularda YÖK ile işbirliği içinde gereken hazırlıkları yapacağız” diyor.
 
Bakın, Ziya Selçuk eğitimde ne yapılması gerektiğini daha saptayamamış. “Öğrenciyi Yükseköğrenime hazırlayacağız” derken amaç ne söyleyemiyor. Tüm öğrencileri Yükseköğrenime hazırladık, hepsi Yükseköğrenim mezunu oldu, diyelim. Bu gençliği sonra ne yapacaksınız, bunlara hangi işi vereceksiniz? Önünüzde Yükseköğrenim mezunu milyonlarca işsiz genç ama işsizlik, bireysel, toplumsal, ailevi acılar, sorunlar... Önemli olan ileride ortaöğrenim ve hatta ilköğrenim yaşlarındaki öğrencilerimizi yeteneklerine, ulusun reel gereksinimlerine göre okutmak, onlara iş vermek, Türkiye’nin dengeli kalkınmasını sağlamaktır. Ziya Selçuk’un lafları boştur; Ziya Selçuk’un yapması gereken sanayici ve meslek odaları ile bir araya gelerek planlı eğitim-öğretim, planlı kalkınma yaratmaktır. Ziya Selçuk dersine hazırlıksız giren bir öğretmen gibidir. Üzerine aldığı göreve çalışarak gelmemiş, bizi oyalıyor. Çalışkan bir öğretmen dersine hazırlıklı girer.

 
7-Ziya Selçuk Türkiye’ye tüketen değil üreten, buyruk alan değil düşünen bir eğitim-öğretim modelini getirmelidir. Kendisi bu nokta ve kıvama gelmiş değil. Ziya Selçuk AKP’nin dünya görüşüne göre, AKP yandaşı bir eğitim sendikanın önüne koyduğu dosyalara göre konuşuyor. Bir akademisyene bu yakışmaz. Akademisyen olan bir eğitimci her görüşten sendikanın görüşlerini alır, tüme göre konuşur. Ziya Selçuk: “Her görüşten kişi ve kuruluşlarla görüştüm, düşüncelerimiz ortak aklın ürünüdür” dese de doğru değil. Kendisinin bu açıklamalarını duyduktan sonra Konya’da, farklı düşünce ve eğitim dünyası içinde olan sendika yöneticilerine gittim: Ziya Selçuk siz ve genel merkezinden eğitim-öğretim sorunlarımızın çözümü için görüş aldı mı, kendi görüşünüzü Milli Eğitim Bakanı’na sundunuz mu diye sordum; Bize sorulmadı, genel merkezimizin böyle bir bilgi gelmedi dediler. Üst düzey yönetici kişilerin söyledikleri doğru olmalıdır; böyle olmazsa, bir de güven bunalımı yaratırsınız.
 
8- Bu yazıda size, Ziya Selçuk’un da içinde bulunduğu bir grubun fotoğrafını sunuyorum. Bakın bu fotoğrafın en ön sırasında Recep Erdoğan, Erdoğan’ın bitişiğinde yandaş bir eğitim sendikasının başkanı var, başkaları var. Eğitim sendikasının başkanı Ali Yalçın sıradan bir öğretmen. Fotoğrafın ikinci sırasında ve Ali Yalçın’ın sol arkasında Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk var. Şu görüntüye güler misiniz, ağlar mısınız?
 
İster kutsal dinlere, ister felsefe ve bilim tarihine, ister toplumların ve ulusların gelenek, görenek ve terbiye usullerine göre bilim ve düşün adamları, yani bilim, bilgin, felsefe ve filozof saygındır. Bilim ve bilgin, felsefe ve filozof geriye itilemez. Bilginlerin ve düşünürlerin bir görevi de temsil ettikleri değerleri hafife aldırtmamak, geri plana ittirmemektir. Durum bu iken Ziya Selçuk’un şu duruş ve durumuna bakınız. Acı ama çok acı, ayıp ama çok ayıp, üzücü ama çok üzücü! Prof. bir Milli Eğitim Bakanı olarak sen bu duruma nasıl düşersin?
 
Dikkat etmişsinizdir, Ziya Selçuk için saygınlık ifade eden bir sözcük kullanmadım. Bunu bilerek yaptım ve özellikle açıklıyorum. Bunun nedeni Ziya Selçuk ile olan yaşanmış bir husumetimden değildir; bunun nedeni, Ziya Selçuk’un makamını ve kariyerini koruyamamış olmasındandır. Ben böylesi bir kişiye ZAVALLI derim. Ziya Selçuk, açıkladığım nedenlerle ve bu fotoğrafıyla bir zavallıdır, ÇARESİZDİR.
 
Çaresizler bizim derdimize derman olamazlar. Ziya Selçuk gibiler bizim ekonomik, kültürel, siyasal, bilimsel vb. tüm sorunlarımızı asla çözemezler.  Ziya Selçuk’un açıklamalarından hareketle: “İyi olacağız” demeyelim. Böyleleri ile biz eninde sonunda: “Eyvah! Yine olmadı” diyeceğiz. Çaresiz ve zavallı insanların yerine erdemli ve onurlu insanları getirdiğimiz gün önümüz açılacak.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.