Dört Bir Taraf'ın son programında da görüldü ki, Nagehan Alçı'nın herhangi ir konuda yanılması -yanıldığını kabul etmesi- mümkün değl! Ortaya attığı tezlerin yüzde 10'unun doğruluk payı olması, geri kalan yüzde 90'lık kımını da doğruymuş gibi göstermesi için Nagehan Alçı'ya yetiyor.
ODATV HRANT DİNK VURULDUKTAN 9 AY SONRA AÇILDI AMA OLSUN!
Nagehan Alçı 24 Ocak'ta yayınlanan programda Hrant Dink cinayetiyle ilgili konuşulurken, Hrant Dink'in bazı yayın organları tarafından hedef gösterildiğini ifade etti.
Enver Aysever'in "kim bunlar" sorusu üzerine Alçı 'Odatv'nin ismni verdi. Enver Aysever bu akşam yayınlanan programda Alçı'ya o sözlerini hatırlattı ve Odatv'nin bu iddia karşısında verdiği cevabı Alçı'nın yüzüne okudu. Odatv, konuyla ilgili olarak verdiği cevapta:
"Alçı'ya göre Odatv Hrant Dink ve Ermenileri karalayan yayınlar yaparak Dink'i hedef göstermişti!
Nagehan Alçı'nın "gazeteciliğini" ortaya dökmek için iki cümlelik cevap vermek yetiyor:
1) Bildiğiniz gibi Hrant Dink 19 Ocak 2007 tarihinde öldürüldü.
2)Odatv, Hrant Dink öldürüldükten yaklaşık 9 ay kadar sonra; 1 Ekim 2007'de yayına başladı.
Başka söze gerek var mı?!" demekle yetinilmişti.
Aysever bu cümleleri okuyunca Alçı'nın hatasını kabul etmesini bekleyenler yanılıyordu. Her durumda haklı çıkma marifeti ile haiz Nagehan Alçı "Ben 'Odatv hedef gösterdi' drken Odatv'yi değil, o zihniyeti kastetmştim. Zaten Soner Yalçın da Yahudi, Ermeni ve azınlık düşmanı bir isim" diyiverdi.
Odatv, Alçı'nın her durumda haklı çıkma refleksini biliyor olmalı ki, aslında bu konuda da arşivlerine başvurarak Alçı için gereken cevabı hazırlamıştı. Odatv'nin Soner Yalçın'ın o dönem yazdığı Hürriyet arşivinden çıkartarak yayınladığı "Bizim güzel Ermenilerimiz" başlıklı yazıda Türkiye'de son dönemde hoşgörünün azaldığı ve Ermeni vatandaşların bu toplumun bölünmez bir parçası ve kardeşlerimiz olduğu vurgulanıyordu.
Ancak Alçı bir kez 'Odatv Hrant'ı hedef gösterdi' demişti ve bu sözünden geri dönmesi girdiği psikolojik harpte bir mağlubiyet anlamına geleceğinin bilincindeydi. O yüzden de hatasını kabul etmemekte ısrarını sürdürüdü.
ORHAN DİNK KİME HAK VERDİ?
Programın bir diğer ilginç anı ise Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink'in yayına bağlandığı anda yaşandı. Nagehan Alçı'nın Dink Ailesinin aslında Nedim Şener hakkında çok da olumlu düşüncelere sahip olmadığı iddiasına yanıt veren Orhan Dink, "Ben Nedim Şener'in kitabının yazılması süresince 2 yıl boyunca kendisiyle sürekli görüştüm. Nedim'in bu konudaki samimiyetinden en ufak bir şüphem yok" dedi.
Nagehan Alçı'nın Ergenekon konusundaki sözlerine 1-2 kelime hariç katıldığını söyleyen Orhan Dink, Nedim Şener ve Ahmet Şık konusunda ise Alçı'dan farklı düşündüğünü "Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın bu soruşturmaya dahil edilmesi, Ergenekon soruşturmasına zarar vermiştir. Ben onların bu süreçte yer almadıklarına eminim. Ahmet Şık ve Nedim Şener konusunda insaflı davranılmasını istiyorum. Ben Ahmet'in de Nedim'in de doğru yerde durduklarını düşünüyorum. Bu tartışmaların onlar çıktıktan sonra yapılması daha doğru olur" sözleri ile açıkladı.
Nagehan Alçı bu sözler üzerine oldukça hızlı bir manevra daha yaparak Orhan Dink'e teşekkür etti ve Enver Aysever'e dönerek "Şimdi benden özür dileyecek misin? Orhan Dink de benim sözlerime katıldığını söyledi" diyerek birkez daha asla 'hatalı çıkmayacağını' göstermmiş oldu!
ALÇI NE DEMİŞTİ, DİNK NE SÖYLEDİ?
Oysa Nagehan Alçı yine her zaman yaptığı gibi aslında konunun özünü gözden kaçırmak konusundaki marifetini sergiliyordu. Başından beri gerek Enver Aysever'in gerekse Dink ailesinin savundukları şey, Ergenekon soruşturmasında sonuna kadar gidilmesi ve suçluların tespit edilerek cezalandırılmasıydı. Ancak, Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi isimlerin bu soruşturmada sanık olmalarının ve 'örgüt üyesi' oarak yargılanmalarının yanlış olduğunu savunuyorlardı. Nagehan Alçı ise Şener ve Şık'ın 'örgüt talimatı ile' kitap yazdıkları ve haber yaptıkları tezini savunuyor, ancak son dönemin moda tabirini kullanarak "Ama yine de tutuksuz yargılanmaları gerekir" demeyi ihmal etmiyordu. Yani, Alçı'ya göre Şener ve Şık örgüt suçu işlemişlerdi ancak 'tutuksuz' yargılanmalıydılar.
İşte başından bu yana bu fikri savunan Nagehan Alçı, Orhan Dink'in sözlerinin ardından yine o bildik klişeye başvurdu ve 'tutuksuz yargılama' talebi ile 'örgüt üyeliğinden yargılama' garabeti arasındaki çelişkiyi ustalıkla gözlerden kaçırmaya çalıştı.
Alçı, Orhan Dink'in 'Şener ve Şık'ın örgütle bir ilişkisi olmadıklarına eminin' sözlerine teşekkür ederek, aslında kendisinin aylardır savunduğu fikirlere katılmadığı halde sanki kendisini doğruluyormuş gibi davranarak polemikten 'anlık bir zaferle2 ayrılmayı bildi.
İşte Orhan Dink'e teşekkür eden Nagehan Alçı'nın 26 Mart 2011'de Ahmet Şık hakkında söyledikleri.