18 Mayıs 2012, Cuma
Anasayfa | Künye | İletişim | Haberiniz Olsun Ana Sayfan Yap Açılış Sayfası Yap | Haberiniz Olsun sık kullanılanlara ekle Sık Kullanılanlara Ekle | Haberiniz Olsun RSSRSS
Loading

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

POLİS ADLİYE
"Özel yetkiler gözden geçirilmeli"
09 Şubat 2012 11:43  |  Okunma: 170  | 
“ Taha Akyol: Şu garabete bakın, devlet bir eliyle bu görüşmeyi yapıyor, öbür eliyle sorguluyor! Savcıların özel yetkileri derhal gözden geçirilmeli. „

Özel yetkili mahkemelerin ve savcıların sahip oldukları geniş yetkiler, Ergenekon, Balyoz, Şike ve Odatv gibi soruşturmalarda sık sık gündeme getirilmişti. Fakat bugüne kadar yapılan bu yöndeki eleştirilere genellikle 'hukuk karşısında eşittir' ve 'bunlar soruşturmları sulandırma çabaları' gibi argümanlarla itiraz edilmişti.

Fakat hükümet adına Oslo'da PKK yetkilileri ile görüşen MİT yetkililerinin özel yetkili savcılar tarafından sorgulanacak olması bugüne kadar özel yetkili mahkemelerin yetkileri konusunda pek de yüksek sesle itiraz etmeyen çevrelerden de tepki geldi. Kendisi de hukukçu olan Hürriyet'in hükümete en yakın isimlerinden biri olan Taha Akyol, özel yetkili savcıların yetkilerini tartışmaya açtı.

Akyol, üst düzey bürokratların ve devlet görevlilerinin sorgulanması konusunda savcıların bu kadar keyfi davranamamaları gerektiğini ve başbakanlık izninin şart olması gerektiğini savundu.

İşte Taha Akyol'un 'Özel yetkili mahkemeler' hakkındaki itirazları...
 

Adalet Bakanı’na açık çağrı


BUGÜN özel yetkili savcılar MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, eski Müsteşar Emre Taner’i ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i şüpheli sıfatıyla sorgulayacaklar. Sorgulamanın konusu, devlet adına Oslo’da PKK’yla yapılan görüşmeler! Bu tabloyu devlet yönetimi bakımından da, hukuk ve adalet anlayışı bakımından da fevkalade vahim buluyorum.

Devlet bir eliyle doğru ya da yanlış, terör örgütüyle görüşmüştür. Dünyanın her tarafında devletler gerek gördüklerinde özel organlarıyla bunu yaparlar. Fakat şu garabete bakın, devlet bir eliyle bu görüşmeyi yapıyor, öbür eliyle sorguluyor! Şimdi düşünelim, bundan sonra hangi yüksek dereceli bürokrat devletin yüksek sorumluluk gerektiren bir görevini üstlenebilir?! Bundan sonra gerek dışişlerinde gerek istihbarat ve emniyet işlerinde hangi devlet görevlisi sorumluluk üstlenerek, alışılmışın dışında yeni politikalar, yeni davranışlar geliştirebilir?!

Bir eli öbür elini soruşturan bir devlet izleyeceği politikalar konusunda tutarlı ve güven verici olabilir mi? Bugün yapılacak olan soruşturmanın devlet yönetimiyle ilgili sakıncalarını daha uzun boylu anlatmaya gerek var mı?

Adalet açısından

Devlet yönetiminde bu şekilde sakıncalar ortaya çıkaran tabloya bir de adalet açısından bakalım.

Evvela şunu belirteyim, hiçbir devlet görevi hukuku çiğneme yetkisi vermez. Onun için devlette hakkında soruşturma açılamayacak görev ve işlev olamaz. İşte hukuk devleti, geçmişte devletin “gizli görevi” diye icra edilmiş olan faili meçhulleri soruşturuyor. Elbette soruşturacak.

Cumhurbaşkanı hakkında bile Anayasa’da sorumluluk ve yargılanma düzenlemesi vardır.

Elbette MİT Müsteşarı ve arkadaşları da soruşturulabilir ama bunun hukuk devletinde usulleri ve teamülleri vardır. MİT Müsteşarı ve arkadaşlarını rencide edici “şüpheli” sıfatıyla çağrılmak yerine “ifadesine başvurulan” sıfatıyla çağrılması daha nezaketli bir tavır olmaz mıydı?

‘Özel yetki’ sorunu

Hukuki bakımdan daha önemlisi şudur: Özel yetkili mahkemeler ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 250. maddesinde getirilen “katalog suçlar”a ilişkin düzenlemenin yanlışlığı ortaya çıkmıştır. Gerek bu olayda ve gerek başka örneklerde yargıya verilen “özel yetki”lerin ve CMK 250’deki adeta sınırsız yetkilerin nasıl aşırı kullanılabileceği görülmüştür.

Bu “özel yetki” olmasaydı MİT Müsteşarı ve arkadaşları ancak başbakanın izniyle sorgulanabilecekti. İlker Başbuğ da başbakanın izniyle sorgulanabilecekti.

Dünyanın bütün demokratik hukuk devletlerinde belirli yüksek görevler için bu tür süzgeçler vardır, milletvekili dokunulmazlığı da böyledir, yüksek dereceli bürokratlar hakkındaki soruşturmaların izne bağlı olması da böyledir.

CMK değişmeli

Demokratik hukuk devletlerinde bu tür süzgeçlerin olmasının sebebi kamu görevinin gerektirdiği inisiyatifleri yetkililerin çekinmeden üstlenebilmelerini sağlamaktır. Nihayet soruşturmalara izin konusunda siyasi otorite en üst düzey sorumluluğu yüklenir, izin verir veya vermez, o düzeyde artık demokratik denetim devreye girer.

Türkiye’de kamu görevlerinde soruşturma konusunda bütün koruyucu süzgeçlerin ortadan kaldırılmış olmasının sakıncaları “özel yetkiler” uygulamasıyla yeterince ortaya çıkmıştır.

Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin’e açık çağrıda bulunuyorum. Adli soruşturma sistemimizdeki “özel yetki”ler ve CMK’nın 250. maddesi gözden geçirilmeli, Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da nasılsa bizde de öyle bir hukuki sistem kurulmalıdır.

Taha Akyol / Hürriyet



Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
FaceBook'tan Yorumla

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Copyright © 2012 Haberiniz Ulusal Haber, Köşe Yazısı, Analiz, Fotoğraf ve Video Portalı. Tüm hakları saklıdır.