30 Ekim 2014, Perşembe
Anasayfa | Künye | İletişim | Haberiniz Olsun Ana Sayfan Yap Açılış Sayfası Yap | Haberiniz Olsun sık kullanılanlara ekle Sık Kullanılanlara Ekle | Haberiniz Olsun RSSRSS
Loading
HÜSEYİN YENİÇERİ
68 Kuşağından İki Kitap
27 Şubat 2011                3924 kez okundu.             Yazar E-posta:
Facebook Paylas
Türk Milleti’nin tarihini okuyanlar, Türklerin tarih boyunca sıkıntıdan, çileden, mücadeleden kurtulup huzur içinde yaşadıkları bir dönemin olmadığını görürler. Sakaların büyük önderi Alp Er Tonga’nın ağılanarak öldürülmesinden Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın Alamut kalesinde hançerlenmesine, Haçlı Seferlerinden Kurtuluş Savaşına kadar yüzlerce bunalım dönemi geçirmişiz. Cumhuriyet kurulduktan sonra bir huzur ve sükûnet dönemi yaşayacağımızı sanarken II. Dünya Savaşı başlamış ülkemiz savaşa girmediği halde alınan önlemler yüzünden korkunç bir kıtlıkla karşı karşıya gelmiştir. 1946’da çok partili dönem başlamış ardından iktidara gelen DP, ülkede bir kalkınma hamlesi gerçekleştirmiş, halkın yüzü gülmeye başlamışken 1960 darbesi ile ülkemiz yine sıkıntılı günler yaşamıştır.
 
1960 darbesinin gerekçelerinden biri ülkede kardeş kavgasını önlemekti. Kardeş kavgasını önlemek şöyle dursun, ortaya konulan 1961 Anayasası, getirdiği özgürlük ortamı ile kardeşin kardeşi boğazlaması yolunu açmıştır. Yaklaşık on beş yıl ülkemizi sıkıntıya sokan öğrenci olayları 1980 darbesiyle kesilmiş ama milletin çilesi başka bir nitelik kazanarak seksen öncesinden daha beter bir halde devam etmiştir. Yirmi yılı aşkın bir süredir  devam eden bu son çile, demokratik açılım yöntemiyle bitirilmeye çalışılmaktadır. Yönetim bu işi başarsa bile tarihin Türk Milleti’ne çizdiği çileli kaderin biteceğini sanmak, tarih tecrübesine uygun düşmez. Burada dikkat çeken nokta darbelerin çözüm üretemediğidir. Öyleyse demokrasinin üreteceği çözümün kalıcı olabileceğini düşünmek daha doğru olacaktır.
 
Demokrasi dışı çözümlerin arandığı yılların hikâyesinin anlatıldığı iki kitap, yaşadığımız zaman dilimini ve geleceği sezmekte bize ışık tutacak nitelikte olduğu için üzerinde durulmaya değer.1960 darbesinden beş altı yıl sonra, başlangıçta Fransa’da ortaya çıkan ve sonra ülkemize sıçrayan öğrenci olaylarına katılan yurtsever gençlerin mücadelelerini işleyen bu iki kitap, iki ibret levhası izlenimi uyandırdı bende. Kamuoyunda sonradan 68 Kuşağı diye ünlenen o yılların yükseköğrenim gençleri, yaşadıklarını olduğu gibi anlatıyorlar bu iki kitapta. Aynı kuşaktan olduğum, yazarlarını yakından tanıdığım, anlattıklarının çoğuna tanık olduğum için anlatılanların gerçekliğinden asla kuşkum yoktur.
 
Kitaplardan biri ilk baskısı 1998’de yapılan, Özcan Yeniçeri’nin yazdığı Ölüler Nefes Almaz, öteki 2006’da Turan Güven tarafından yazılan İnsan Gelecekte Yaşar adlarını taşıyor. İki eserin birçok özelliği ortak. Yazarları 68 Kuşağından. İkisi de 70’li yıllarda üniversite öğrencisi ve öğrenci lideri, bugün profesör ve öğretim üyesi. Kitapların ikisi de otobiyografi. İkisinin de anlattığı zaman dilimi aynı. Mekânda doğal olarak biraz fark var: Birinde olaylar Gümüşhane’de başlıyor, ötekinde Adana’da. Ancak ikisinde de olayların geliştiği ve sonlandığı mekân aynı: Ankara. İki yazar da edebiyatçı değil; ama anlatımları edebiyatçılara örnek gösterilecek yetkinlikte. Hele en önemlisi ikisinin de vardığı sonucun tıpatıp aynı olması. İbret alınacak yön de burada.
 
 
Ölüler Nefes Almaz’da Özcan Yeniçeri şöyle diyor: Şuna vicdanımız kadar eminiz ki, karşıt olarak mücadele edenlerin; çekilen acılar, yenilen kurşunlar, dökülen gözyaşları ve sıkılan yumruklar bakımından birbirlerinden ne bir eksikleri ne de bir fazlaları vardır. Samimiyet ve ihlâsta da öyle. Bir tarafın acısına acı, elemine elem, mücadelesine mücadele deyip; diğer tarafın ölüsünü ölüden, sakatını sakattan, çilesini çileden saymamak her şeyden önce insanlık suçudur. Aynı toprağın çocukları aynı silahlarla vurulmuştur. Ölenler, sakat kalanlar, istikbali kararanlar, zindanlara tıkılanlar; zenginin değil fakirin, sosyetenin değil köylünün, villalarda yaşayanların değil köyde ya da gecekondularda oturanların çocuklarıydı. Sis kalkınca görülmüştür ki aç acı, yoksul yoksulu, garip garibi yok etmiş! (s.2)
 
İnsan Gelecekte Yaşar’da Turan Güven’in söyledikleri de aynı: Ülkemin sokaklarını ve üniversitelerini arenaya dönüştürüp bizleri gladyatör gibi vuruşturanların günümüze sarkan oyunlarını bozamamıştık. (s.12)… Bazı insanlarla aynı gemide olmamıza rağmen, nasıl oluyordu da bunlar kabaran denizin dalgalarından hiç etkilenmiyorlardı?  Romalılar, zaferlerine sevindikleri ve mağlubiyetlerine sövdükleri gladyatörleri küçümserlermiş. Sistemin ağaları da sanki bizleri hep o gözle görüyordu.(s.14)
 
Bu kitaplar 12 Eylül öncesinin ülkeyi komünizm belasına karşı savunan sağ görüşlü yazarları tarafından yazılmış. Mücadelelerinden bu yana otuz yıl geçti. Vardıkları sonuç ortada. Şimdi de bölücülüğe karşı mücadelede kan kaybediyoruz. Bizi birbirimize kırdıranlar o zaman kazançlı çıkmıştı. Sağ da, sol da kaybetmişti. Korkarım bölücülük belası ortadan kalkınca yine biz kaybetmiş olacağız, Türk Milleti’nin düşmanları kazançlı çıkacak.


Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
FaceBook'tan Yorumla

Yorum Yazın

Yorum yazabilmeniz için Üye Girişi yapmanız gerekmektedir.
Yorumlar 2 yorum
02.03.2011 20:16:53

İnşaallah dediğiniz gibi bu sefer biz kaybetmeyiz.Konu ile ilgisi olmamakla birlikte merakım depreşti,bu yüzden soruyorum.Acaba Hüseyin ve Özcan Yeniçeri kardeşler mi?şaşırtıcı derecede benziyorlar.

02.03.2011 00:14:22

afedersiniz hocam son cümlenizdeki bölücük belası ortadan kalkınca kaybetmiş olacağız sözüyle anlatmak istediğinizi ben anlamadım açıklayabilir misiniz?
Copyright © 2014 Haberiniz Ulusal Haber, Köşe Yazısı, Analiz, Fotoğraf ve Video Portalı. Tüm hakları saklıdır.