OSMAN ÇELİK
Gökyüzü Çadırımız, Güneş Tuğumuz
20 Aralık 2011
766 kez okundu.
Yazar E-posta:osmancelik6780@gmail.com
Gökyüzü çadırımız, güneş tuğumuz olsun diyen bir büyük kağanın soyu olan Ülkücüler, bu büyük sözün anlamının gereği faaliyetleri yapabilmekte midir? Yapamıyorsa neden yapamıyor ve buna nedir engel? Bu soruyu soruyorum çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adının Türkiye olması onun Türk Milliyetçileri tarafından kurulduğunun en büyük delilidir.Türklerin ülkesinde engel nedir!Ülkemizde meydana gelen anti-Türk faaliyetlerin sebebi nedir o zaman?!
Gelin bu sorulara cevabı Ülkü ne demektir, ülkücü nasıl olmalıdır sorusuna cevap arayarak bulmaya çalışalım. Bu soruya cevabı şu gerçek tarihi olaydan bakarak cevap arayalım.
Mustafa Kemal Atatürk Naim Hazım'a ''ÜLKÜ ONAT'' isim ve soy ismini vermiştir. Bu hadisenin hikâyesi şöyledir; Atatürk soyadını alan Mustafa Kemal bir akşam Naim Hazım'a;''Hoca! İdealler erişilemeyen şeylerdir. Şu idealin Türkçesini bul.'' deyince Naim Hazım, ''Paşam bizde ''Ulku Dağı'' vardır. Bu Türkçede göz yanılgısıdır. Vardım sanırsınız erişemezsiniz. O Ulku Dağı ulaşılamayan yer olur.'' deyince Atatürk;-Şu Ulku dağını ses uyumuna uydur, dedi.
Naim bey:Ülkü çıkar Paşam!,dedi.
Atatürk Naim Hazım'a: Yahu hoca!Sen dürüst adamsın...Senin soyadın ''Onat'' olsun deyince Naim bey:''Teveccühünüz''paşam der.Ve Atatürk Naim bey'e ÜLKÜ simiyle beraber ''NAİM HAZIM BEY,BAY ÜLKÜ ONAT 8-11-1934 K.ATATÜRK''imzalı belgeyi verir ve Naim Bey'in ismi Naim Hazım Ülkü Onat olur....Böylece Ülkü kelimesinin ilk kez kaynağı sabit olmakla birlikte Mustafa Kemal Atatürk tarafından bir kişiye verilerek ifade edildiğini tespit ederken,ülkücünün de hasletini ortaya koymuş oluruz.
Önce onat(dürüst) olacağız. Olay ve hadiselere yaklaşırken onat duruşumuzu elden bırakmayacağız. Sonra ülkü’nün çerçevesini çizerken ülkü kelimesinin kaynağını bilmemiz gerekir. Alparslan Türkeş olmayan bir şeyi teşkilatlandırmamıştır. Bilakis var olanı o günün şartları gereği sistemin içinde yaşamasını sağlamaya yönelik Türk devleti’nin ve milleti’nin geleceğine doğru stratejik bir manevra olarak da nitelendirebileceğimiz bir hamleyle siyasallaştırarak, sistem içinde Türk Milliyetçilerini/Ülkücüleri korumuştur. Sokaklarda pırasa fiyatına satılan demokrasi içinde mücadele edilmesini, ülkü’nün yaşamasını sağlamıştır. Çünkü güç ancak buna yetmektedir. Ancak doğruları söylemekten geri durmamıştır. Zaten sağlığında her zaman ülkü’nün kaynağı olarak gördüğü ülkü ocaklarını, siyasi yapıya göre öncelemiştir.
Bu gün bu durum değişmiştir. Ülkücülerin siyasal partisinde olabilmek için Ülkücü olmak yeterli bir meziyet değildir. Orada kalmak için üzeri ülkü soslu küresel siyasetin dayatması demokrat olunması gerektiği ifade edilir olmuştur.
Oysa ülkücü her şeyden önce bulunduğu yerde en iyi olmak durumundadır. Bu yer illa da siyaset olmak zorunda değildir. Ancak hareketin lideri konumunda olan kişilerin, ülkücü olup siyaset ile iştigal etmeyip, farklı alanlarda başarılı çalışmalar yapanları ötelemesi, görmezden gelmesi, illa da siyaset içinde olanları onurlandırmasının sebep ve sonuçları irdelenmeye muhtaç bir durumu ortaya çıkartmaktadır.
Örneğin; müzik sanatsal bir faaliyettir. Ancak ülkücü hareketin müzik yapan sanatçı kisvelileri dahi müziklerini siyasal/politik düşüncelerinin etkisinde kalarak yaptıkları şarkıların sözlerine yansıtmak durumunda kalmışlardır. Politize olan sanat, sanat olmaktan çıkmak durumunda kalmış ve kendisini ülkücüyüm diyen genç nesillerin, davayı okuyarak anlaması yerine bu yoldan öğrenmelerine sebep olmuştur.
Bu durumun sonucu popüler kültürün etkisinde kalan ve yaşayan gençliğin Ülkü’nün, fikrin ekseninde gelişecek faaliyetlerin önemini kavramasına engel olmuştur. Ayrıca Türk Milleti’nin geneline hitap edebilecek bir faaliyet de olamamıştır. Oysa sanat bir fikrin kanatıdır! Ortaya çıkan bu durum sonucu bu gün ülkücü hareketin sanatsal faaliyeti yok denecek kadar etkisizleşmiş popüler kültür ile baş edebilecek alt yapıya, estetiğe dahi sahip olmayan bir haldedir. Bu durum sadece müzik örneği ile sınırlı değildir. Ancak sanatsal faaliyetlerde ki güdük durum tüm faaliyetler için örnek teşkil edebilecek derecede iyi bir örnektir.
Türk Milliyetçiliği modern anlamda bir fikir olarak ortaya çıkaran ve teorik alt yapısını kurgulayan Ziya Göklap’den bu tarafa, Hüseyin Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş dönemi hariç, fikri faaliyetlerinde dahi zamanının gerisinde kalmıştır. Onların dönemlerinde önemli fikir adamları ortaya çıkmış, harekete katkı sağlamışlardır. Ancak içinden geçtiğimiz dönemde ortaya çıkamamaktadır. Buna en büyük engelin Türk Milliyetçileri’nin siyasal partisi olduğu iddiasında ki yapının olduğu kanaatime Türkeş’in 1980 sonrası hareketi yeniden toparlama girişiminde bulunduğu dönemi dâhil etmiyorum. Çünkü o dönem Türkeş’in uçmağa varışı ile birlikte tamamlanamadan son bulmuştur. Ama geçmiş dönemde kan vererek, can vererek inşa edilen sermayeden nemalananlara meşruiyet sağlamak bağlamında yeterli malzemeyi bırakmıştır.
O zaman ne yapmak lazım?
Biz şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bilerek ülkücü/Türk Milliyetçilerinin politize olmuşların nüfuzu altına girmesine mani olacağız. Bu zatların emperyalizminin oyun sahası olan parti faaliyetleri içinde bizleri kullanmalarına müsaade etmeyeceğiz. Bizi şimdiye kadar hep sorun çıkaran evin yaramaz çocuğu olarak tanıtmalarına da mani olacağız. Fakat bu ithamlara rağmen büyük Türk Milleti’nin hizmetinde olmayı yani, Türk egemenliği altında yurt edindiğimiz toprakların daima Türk hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazır olduğumuzu bilinmelidir. Ceddimiz büyük hakan Motun’un idaresi altında, uğrunda mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Tanrının yardımıyla kuvvetliyiz.
Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
bekleyiniz...
Henüz hiç yorum yapılmamış.
Yorum yazabilmeniz için Üye Girişi yapmanız gerekmektedir.
|
Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.
|