Toplum önünde olduğunu söylediğimiz, devşirilmiş aydın tipi SSCB yıkıldıktan sonra birkaç yıllık zihinsel bunalım sonrası kendileri gibi düşünen bir diğer devşirilmiş anarşist ve liberal kapitalistlerin savunduğu evrimci tarih şemasında, evrimin son aşamasında devlet bir ihtiyaç olmaktan çıkacaktır diyenler ile buluştular. Anarşistlerin köktenci devlet düşmanı olmaları ile Marksist’in, devletin ortadan kalktığı
‘’evrimini tamamlamış bir toplumsal hayat’’ düşüncesi aynı kapıya çıkacağından bu tipler için işbirliğinin temelini oluşturan zemin ortaya çıkıverdi.
Ortaya çıkan bu gerçek karşısında en ilginç durum ise Liberal kapitalist ile Marksist’in aynı biçimde düşünüyor olmasıdır. Liberalizmin felsefi kökenleri araştırıldığında Hegel’in düşünceleriyle karşılaşırız. Batı merkezcilik liberalizmde de en önemli yapı taşıdır. Aslında ortaya çıkan bu gerçek kafamıza takılan bir sorununda cevabı niteliğindedir. Ülkemizdeki egemen büyük sermaye sahiplerinin hazırlattıkları raporları Marksist ideolojiyle yetişmiş kişilere hazırlatmalarının nedenini bize açıklar. Çünkü arka planda köken birliği vardır. Her iki düşüncenin de temelinde Hegel’in düşünceleri renklendirmektedir. Hegel, günümüz Batı düşüncesinin temel yapı taşlarından bir tanesi ve hatta en önemlisidir. Çünkü Hegel şöyle demektedir;
‘’Avrupa devletlerinin dışa dönük çıkarları Türklere karşıdır.’’
Avrupa tarihini incelerken Avrupa kıtasında yaşayan kavimlerin etnik yapılarını incelememiz gerekmektedir. Bugün adlarını duymadığımız veya devlet adı olarak bildiğimiz milletlerin kökenlerinin tarihsel gelişimleri bugün Türk Milleti olarak yaşadığımız süreci anlamada bizlere ışık tutacak temel bilgidir. Bu gün söz konusu sayısız adlar, unutulmuştur. Hatta unutturulmuştur.
İsrail, Eskimo, Mali, Frank, Got, Germen, Vandal, Slav, Sırp, Rus, Grek, Helen, Norman, Kenanlı, Vizigot, Ostrogot ve Türk sözcüklerinin her birinin ayrı kavmi dile getirmek için kullanılır. Bunların aynı zamanda başka anlamlarıda vardır. Bu anlamlar, sözcüğün bir kavmin adı olmasından çok önceki zamanlara kadar uzanır. Söz konusu sözcüklerin bazıları kavimlerin kendi kendilerine yakıştırdığı adlar, bazıları ise komşu kavimlerin yakıştırdığı adlardır.
Mesela İsrail günümüzde yobaz bir devletin adıdır. Oysa Muharref Tevratta İsrail
‘’güreşte yenen’’ ve ‘’Allah’la uğraşan’’ anlamına gelmektedir ve Hz.Yakup’a yakıştırlmıştır. Yaradılış Kitabının 32.babında şöyle bir ifade vardır:
’’Artık sana Yakup değil, ancak İsrail denilecek; çünkü Allah ile insanlarla uğraşıp yendin’’ Görüldüğü üzere her istediğini pervazsızca yapan İsrail meğer ‘
’Tanrı ile güreşen ve yenen’’ anlamına geliyormuş.
Eskimo, ‘’vahşi et yiyiciler’’ anlamına geliyor. Demek ki bu ad onlara başkaları tarafından verilmiştir. Mali, günümüzde Afrika’nın zengin ülkelerinden biridir. Bu sözcük suaygırı anlamına gelmektedir. Bu adı insanlar, her halde kendileri için yakıştırmışlar. Hani bizdeki arslan, kaplan gibi. Bunu şuradan çıkarıyoruz. Mali’de şöyle bir atasözü var:
’’Eğer bölünürsek bizi karınca gibi ezerler, eğer birleşirsek bir su aygırı kadar güçlü oluruz.’’ Aslında bu söz’de bizler için de derin bir nasihat vardır. Anlayana!
Got, Germen ve Vandal dendiğinde, aynı etnik kökenden gelen topluluklar anlaşılır. Avrupa dilleri ile ilgili sözlüklerde, Germen sözcüğünün karşılığı
‘’Filiz, sürgün’’ (speout)tur. ’
’tomurcuk, gonca’’(bud),
‘’Tohum’’ (seed),
‘’ dali filiz, sürgün, piç’’, ‘’yağmacı, soyguncu’’ (despoiler) yazmaktadır. Diğer yandan, Gotların önünden kaçan ve Avrupa’yı bir uçtan bir uca dolaşan Vandal sözcüğü’nün anlamı şöyledir:
’’Avare, başıboş gezen’’ (wanderer);
"güzelliklerin ve kutsal yerlerin söz dinlemez yıkıcısı ‘’ (wilfull destroyer of what is beatifull or venerable), ’
çapulcu, gaspçı’’ (looted), ’
kırıcı, yıkıcı, kamu malını tahrip eden’’.
Germen kabilelerinden birisi de
‘’Alamanlar’’ dır. Alamanlar, başlangıçta çeşitli Germen topluluklarından kopmuş küçük grupların bir araya gelmesiyle oluşmuş ve gevşek bir kabileler federasyonu halinde varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Yine bir Germen kavmi olan Frankların adı, ‘’özgür kişi’’ anlamına gelmektedir. Bunun anlamı her hangi bir yönetici otoriteyi tanımaya yanaşmadıklarındandır. Franklar ve Alamanlar akrabadırlar ve ortak adları Germen olarak bilinirler. Ancak Germen sözcüğü germence değildir. Hıristiyan tarihi içinde önemli bir rol oynamış olan Normanlar da bir Avrupa kavmidir. Norman,’’kuzeyliler’’ anlamına gelmektedir. Avrupa’da birçok etnik topluluğun adı, Ostrogot, Vizigot, Norman gibi yön ve yer bildiren sözcüklerdir. Bu özellik, Avrupa’nın geç uygarlaşmasının çok açık delilidir.
Bilindiği üzere Orta Avrupa ve Balkanlar, Slav veya Slavların ağırlıkta olduğu ülkelerle doludur. Oysa kendi tarihçilerinin dediğine göre, Slavların anavatanı Kuzey doğu Avrupa’da ki Pripet bataklık bölgeleridir. Meydan Larousse’ye göre Slav,’’ bataklık’’ demektir. İngilizce sözlüklere göre,’’slave’’, ‘’esir’’,köle, kul, bende, cariye’’, anlamına gelmektedir. Yine aynı kaynaklardan öğrendiğimize göre, ‘’Sırp’’ sözcüğü ‘’ orak’’ anlarihi adlı esere göre Helen,’’akla uygun’’ anlamını ifade ederken, Grek sözcüğü,’’uyanık, düzenbaz’’ anlamını ifade eder. Bilindiği üzere bu kavmin bir diğer adı da Yunan’dır.
Karl Marksa göre; kayda değer bir tarihten yoksun olan dünya halkları Avrupalılara muhtaçtır. Avrupalıların onlar için planladığı gelecek vardır. Onların kendileri için tasarladıklarının pek önemi yoktur; Avrupalıların planladığı gelecek onlar içinde geçerlidir. Bu durumu kabullenenler, bizlere yukarda ifade ettiğimiz gerçekleri saklayarak kabul ettirmeye çalıştığı gerçektir.Dolayısıyla bu günün dünyasında hegomon bir güç olarak beliren ABD başkanı Rosvelt’in şu sözleri geleceğimizi inşa etmede ışık tutacak nitelikte ve nicelikte okunmalıdır.’’Bize hem okulda hem dışarıda öğretilen şuydu;Batı diye adlandırılan bir oluşum var ve bu batı,diğer toplumların ve medeniyetlerin karşısında bağımsız bir toplum ve medeniyet olarak düşünülebilir.(Örneğin Doğu’ya göre).Hatta pek çoğumuz bu Batı’nın özerk bir soyağacı olduğuna,bunun da Antik Yunan’dan Roma’ya,Roma’dan Hıristiyan Avrupa’ya,Hıristiyan Avrupa’dan Rönesans’a,Rönesans’tan Aydınlanma’ya, Aydınlanma’dan Siyasi Demokrasi ve Sanayi Devrimi’ne uzanan bir sıra izlediğine inanarak yetiştirildik.
__________________
1. Makale serisinin son yazısında geniş bir kaynakça listesi verilecektir.
2. Bu gün Küreselci yaklaşımın toplumlara biçtiği yaşam modeli bağlamında iz düşümü niteliğinde açıklayıcı bir cümle…(O.Çelik)
3. Onur Bilge Kula, Batı Düşününde Türk ve İslam İmgesi, Büke yayınları,2002,s.116
4. Kitabı Mukaddes sayfa 34,32.Bab,28.cümle.
5. Focus,1996,2.Sayı, s.69
6.Altıncı yüzyıl ortalarından yaşamış Got tarihçisi Jordanes’in aktardığı efsaneye göre, Gotların anavatanı, İskandinav yarımadasının güney ucu bölgeleridir. Gotlar, ikinci yüzyılın ikinci yarısında üç gemiyle denizi geçerek kıta Avrupa’sına ayak bastılar. Burada yaşamakta olan Germen ve Vandal kabilelerini kovarak onların yerlerine yerleştiler. Yüzyıl kadar zaman zarfında güneye doğru yavaş yavaş ilerlediler v Karadeniz’in kuzey batı kıyılarına yerleştiler. Doğu taraflarına doğru kıyılara yerleşenlere Ostrogot, batıda klan ve güneye doğru kıyılara yerleşenlere ise Vizigot dendi. Gotların kovduğu Vandallar, önce güneye sonra batıya yöneldiler, daha sonra İspanya’ya oradan da Kartaca’ya ulaştılar. Buradan Batı Akdeniz adalarına, Mora yarımadasına ve Roma’ya saldırdılar. O çağda, Vandallar ve Gotlar, belirgin bir güç ortaya koyarken Germenler güçsüzdü.
7. Alaman sözcüğü, çeşitli sözlüklerde,’’yanacı,başka,vatandaş olmayan,başka ırktan olan,bazı hak ve imtiyazlardan yoksun olan,başka topraklardan olan,Ren ırmağı kıyısında yaşayan’’ gibi anlamları dile getirmektedir.
8. Batı Avrupa’ya at nalını ve üzengiyi Franklar getirmiştir.Bu teknolojinin avantajlarından istifadeyle hem yerel topluluklara karşı hem de kendi akrabalarına karşı bir avantaj elde etmişlerdir.Söz konusu Germen kavimlerinin o çağlarda dinleri ve töreleri dışından,aralarında birlik yoktu.Bu bakımdan çok değişik adlarla anılırlardı.
8. Antik Yunan’ın Kültür Tarihi, s.50 ve 52
9. Oysa bu sözcük İyonyalı anlamında Araplar tarafından uydurulmuştur. Başka da bir anlamı yoktur.
10.John M.Hobson, Batı Medeniyetinin Doğulu Kökenleri, YKY Yayınları,2006,s.17