23 Mayıs 2012, Çarşamba
Anasayfa | Künye | İletişim | Haberiniz Olsun Ana Sayfan Yap Açılış Sayfası Yap | Haberiniz Olsun sık kullanılanlara ekle Sık Kullanılanlara Ekle | Haberiniz Olsun RSSRSS
Loading

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

NEVAL KAVCAR
Sadece Genç İmamlar Rahatsız Değil
20 Şubat 2012                1148 kez okundu.             Yazar E-posta:nevalkavcar@yahoo.com
2002’de Finlandiya’ya gittiğimde, tarihi yerleri göstermek için kiliselere götürdüler. Koro dinletmek için kiliselere götürdüler. Kendi yaptıkları eseri göstermek için yine kiliseye götürdüler(Kaya kilise - Helsinki). Kaldı ki, Finlerin dinle ilgileri yok. Avrupanın baskısından olabilir. Sosyolojik boyutunu bilmiyorum.
 
O kiliselerde sıraların üzerinde sayısız İncil konulmuştu. Kontrol yok. İsteyen alıp çıkabilirmiş. Yerine yenisini koyuyorlarmış. Otellerde de öyle. Gelen hangi dinden olursa olsun, konsolün gözünde bir İncil bulunuyor. Bazen yanında Tevrat’da olurmuş. Kuran-ı Kerim bulunmazmış.
 
Bu hatırayı şundan yazdım. “Genç İmamlar rahatsız” diye bir e-posta geldi. Diyanet İşleri Başkanlığının çıkardığı “Diyanet Dergisine” yarı zorunlu abone edilmişler. Zorunluluktan şikayetçiler. ‘Tatlı su sendikacıları’ bununla ilgilenmiyor, diyorlar.
 
İçerik itibariyle herhangi bir ilahiyat fakültesinde görev yapan akademisyenin doktora tezinin özetlendiği, eşin dostun parti cemaat ilişkilerinin şekillendirdiği sıradan metinlerle imamların ilmi ihtiyacının karşılanabildiği söylenemez. Herhangi bir cemaat dergisinde yazılar yazan pek çok ismi Diyanet Dergisi’nde de pekâlâ görmek mümkün” demişler.
 
Daha başka ne demişler?
Yayının fikri kamuoyunda herhangi bir ciddiye alınır karşılığı yoktur…Diyanet Dergisi basılı dergi olmaktan çıkarılıp internet ortamına taşınmalı. Pasif bir internet sitesi değil aksine sürekli ve süratle güncellenen, dünyanın her yerinden haberli ve irtibatlı güçlü bir internet sitesi olarak yayın hayatına sanal ortamda devam etmeli..İmamların çoğu nete girebiliyormuş bu arada.
 
Katkıda bulunayım. Dergi internette yayınlanmalı fakat internetin ulaşamadığı yerler içinde bedava eski halinde devam etmeli. Fakat sevgili ‘Genç İmamlar’ toplum adına da bir şeylerden rahatsız olmanızı beklerdim. “Genç İmamlar Şikayetçi’ başlığının içinin ’yıllık 72 TL’ ile doldurulması beni hayal kırıklığına uğrattı.
 
***
 
Kuran-ı Kerim Ücretsiz Olmalı
 
Fırsatını yakalamışken, genel bir rahatsızlıktan bahsedeyim. Kuran-ı Kerim’in para ile satılması biliyoruz ki uygun değil. Meselâ vaktiyle Atatürk bakın ne yaptırmış? Halkın dinini iyi öğrenmesi için tefsir yaptırılmasını istemiş. “Tefsir 'Ehli Sünnet' itikadına ve 'Hanefi' mezhebinin görüşlerine göre hazırlanacaktı. Diğer bir isteği de 'ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetlerin genişçe izah edilmesi' idi. Tefsir Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırılıyor.
 
Onbin adet basılıp, iki bini Elmalılı Hamdi’ye veriliyor, geri kalanı ücretsiz dağıtılıyor. (Dokuz takım halinde) Elmalılı Hamdi, akıl ve imanın birlikteliği ile gerçeğe ulaşılacağına inanan bir kişilikte idi.
 
Atatürk’e, türlü kelâm edenlere diyorum ki, Atatürk kadar olun. Döneminde hazırlanan tefsinin üzerine tefsir yazılmadı. Sizde hiç olmazsa, o tefsirlerden milyonlarca adet bastırıp halka bedeava dağıtın. Ki halk neye inandığını görsün, bu işin tüccarlığına soyunanlar, yaya kalsın.
 
*** 
 
Elmalılı Hamdi Tefsirinin başındaki Dua (Bir kısmı)
 
İlâhi! Hamdini sözüme sertâc ettim, zikrini kalbime mi‘râc ettim, Kitâb’ını kendime minhâc ettim. Ben yoktum vâr ettin, varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bî-karâr ettin..İnâyetine sığındım, kapına geldim. Hidâyetine sığındım lutfuna geldim.

Kulluk edemedim, affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet.  Neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan, ben duyamam. Sen söyletmezsen, ben söyleyemem.

Sen sevdirmezsen, ben sevemem. Sevdir bize hep sevdiklerini.  Yerdir bize hep yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini. Sevdin Habîbini, kâinata sevdirdin. Sevdin de hıl‘at-i risâleti giydirdin.

Makâm-ı İbrâhim’den Makâm-ı Mahmûd’a erdirdin. Server-i asfiyâ kıldın. Hâtem-i enbiyâ kıldın. Muhammed Mustafâ kıldın. Salât ü selâm, tahıyyet ü ikrâm, her türlü ihtirâm ona, onun âline, ashâbına ve etbâına yâ Râb
!”
 
Elmalılı M. Hamdi Yazır(1936)
 
***
 
23 Nisan 1920
 
Yine yeri gelmişken, milli mücadelelerle çakışan milli bayram günleri kalksın diyen yarım akıllılara duyuralım ki, 23 Nisan 1920’de TBMM’si açılmıştır. 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekimle problemi olanların, aslında Türk Milleti ile problemli olduğu iddia ediliyor. Ne dersiniz?
 
 




Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
FaceBook'tan Yorumla

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Copyright © 2012 Haberiniz Ulusal Haber, Köşe Yazısı, Analiz, Fotoğraf ve Video Portalı. Tüm hakları saklıdır.