Bundan iki gün önce Ahmet Şafak’ın Bengü Türk TV’de, Hocalı soykırımıyla ilgili açıklamalarına yazı yazmıştım. Yazıdan sonra bana teşekkür mektupları yazanlar oldu.
Şafak, 26 Şubat’ta Türkiye’de düzenlenecek mitingte “hepimiz Ermeniyiz” diyenlere karşı, Taksim’de “Hepimiz Türküz!” denileceğini söyledi. Elbette ki, Türkiye’de on binlerce insan yakın 20 yılda, insanlığın gözleri önünde yapılan toplu katliamın ahını yerde koymayarak meydanda toplaşacak, biz kardeşlerinin sesini insanlığa duyuracaklar ve dolayısıyla Ermenilerin yüz yıl önceye giderek “Ermeni soykırımı” adı ile dünyaya yaydıkları uydurmalara cevap verecekler. Bu, hem de Türkiye’deki insanlarımızın zerbaycan ve onunla ilgili meselelerde bigane kaldıklarını söyleyenlere bir ders, bir ispat olacaktır.
Gelelim beni esas rahatsız eden bir meseleye. İstanbul’da Şubat’ın 18’inden bu yana Hocalı soykırımı mitinginin hazırlığıyla ilgili broşür dağıtılıyor. Broşürde yazılıyor ki; “Bir daha Hocalı, Serebrenitsa, Hama ve Humus yaşanmasın diyorsanız 26 Şubat, Pazar, saat 14.00’da Taksim’de olalım.” Çok güzel. Ama bir mesele var. Şöyle ki; dünya oluşan prosesi izleyecektir, bütün yazılanlara, söylenen sözlere, genellikle her adımımıza dikkat etmek gerekir. En azından Hocalı’nın bir milletim kendi içinde meydana gelen çekişme neticesinde oluşan katliam olmadığı düşünülmeli.
Serebrenitsa hakkında bilgisi olmayanlara söylemek isterim ki, II. Cihan savaşından sonra Avrupa’da yapılmış en büyük kitlesel katliam olduğu düşünülür ve 1995 yılında Yugoslavya’da iç savaş esnasında Bosna- Sırp ordusunun Serebrenitsa şehrindeki sekiz binden fazla Müslüman’ı katletmesidir. Bu katliam, Hocalı’daki jenoside benzetilebilir.
Gelelim Hama ve Humus katliamı meselesine. 30 yıl önce, 1982 yılında Beşar Esad’ın atası Hafız Esad ve onun rejimine karşı isyan eden Hama şehrine General Rıfat Esad’ın komutasında ordu gönderir ve otuz binden çok insanı öldürtür. Yani kendi insanlarını katlederler. Asla bu katlıamı az göstermek, küçültmek düşüncem yoktur. Ama onu Hocalı soykırımıyla bir tutmak, bize karşı girişilen soykırımın anlamını değiştirir. Çünkü Hocalı katliamı, dünyada bir milletin başka bir millete karşı yapabileceği en dehşetli faciadır, soykırımdır. Hocalı soykırımı, 1994 yılında Ruanda’da Fransa’nın desteğiyle Hutu teröristleri tarafından hayata geçirilen ve 800 bin insanın vahşice oldürüldüğü soykırıma benzetilseydi daha mantıklı olurdu. Düşüncemi biraz daha açık ifade etmek isterim; soykırım etnik, irkî, millî veya dinî zeminde düşünülmüş veya sistematik şekilde hayata geçirilen katliamdır. Her halde yukarıda söylemek istediğimi açıklayabildim.
Böylece teşkilatların, hazırlıklarında bu meseleye dikkat etmelerini tavsiye ederim. Bu ince, sade gösterilen mesele aslında çok önemlidir. Çünkü bizler, tüm dünyaya sesimizi duyurmak istiyoruz. Orada toplaşacak herkese ve teşkilatlara buradan teşekkür ediyorum.