23 Mayıs 2012, Çarşamba
Anasayfa | Künye | İletişim | Haberiniz Olsun Ana Sayfan Yap Açılış Sayfası Yap | Haberiniz Olsun sık kullanılanlara ekle Sık Kullanılanlara Ekle | Haberiniz Olsun RSSRSS
Loading

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

AHMET KORHAN MASTI
Komünistliği Kapı Önünde Bıraktı, Hâkim Olarak Görev Yaptı
22 Şubat 2012                451 kez okundu.             Yazar E-posta:ahmetkorhatr@gmail.com

Akıl, bir başka akılla çift oldu mu, ışık çoğaldı, yol belirdi demektir.

 Fakat nefis, bir başka nefisle sevindi mi, karanlık artar, yol belirsiz olur.” 

 

Mevlana


 
  Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak bağımsız yargı, kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korumasındaki en önemli organdır. Yargının bağımsızlığının sağlanması ve yargı görevini yerine getiren kişilere bir takım teminatların getirilmesi, ülkelerin hukuk devleti olması yolunda önemli bir adımdır.
 
  Çünkü bağımsızlığı sağlanmamış, her türlü müdahaleye açık bir yargı, kişilerin haklarını başka türlü aramasının yolunu açacaktır ki, bu da ülkelerin huzurunun bozulmasına ve uluslar arası boyutta da günümüz koşullarında insan hakları konusunda hesap verme gibi durumlarla karşı karşıya kalınmasına neden olabilecektir.
 
  Bu nedenle bağımsız yargı, uzun zamanlardan beri üzerinde tartışma dahi yapılmayan bir ilke olmuşken son dönemlerde yargı bağımsızlığından gittikçe uzaklaşıldığını gösteren birçok örnek verilmeye başlandı. Görevden almalar, tayinler, çeşitli bahanelerle hâkim ve savcılar hakkında dava açmalar, bir takım komplolarla emekliye zorlamalar son dönemde yapılanlara örnektir.
 
  Unutmamalıdır ki, yargı bağımsızdır demekle bağımsız olamaz, bu nedenle bağımsızlığını sağlamaya yönelik işlevlerden biri olarak teminatın sağlanması gerekmektedir.
 
  Mahkemelerin veya hâkimlerin bağımsızlığı, hiçbir baskı altında kalmadan hukuka veya vicdanlarına göre karar vermelerini amaçlar, aynı zamanda gerek yasama ve gerekse yürütme organı karşısında bağımsız olmaları, her ne nedenle olursa olsun bu organların hâkimlere, mahkemelere emir verememesidir. Bu aynı zamanda mahkeme kararlarının değiştirilip kaldırılamayacağını da kapsamaktadır.
 
  Genelde ülke anayasalarının yargı bölümünde düzenlenen bu husus kimi hukukçulara göre psikolojik bağımsızlığı da içine almalıdır. Buna göre psikolojik bağımsızlık, hâkimin iç ve dış dünyasında kendini özgür hissetmesi, bastırılmış bir ruh hali içinde olmaması, bir ideolojinin, mezhebin, tarikatın, bölgeciliğin, azınlık ırkçılığının, fakirlik kompleksinin, ihtirasın, sevgi ve şefkat yoksunluğunun, korkak bir ruh halinin ezikliği içinde olmamasıdır.
 
  Bu konuda İtalya’da geçen bir örneği şu şekilde verebiliriz: “Roma Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörlerinden komünist partiye kayıtlı Vezio CRİSAFULLİ, İtalya Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilip görevini yapıp, görev süresi sonunda tekrar fakültedeki kürsüsüne dönerken gazeteler şöyle yazmış; Mahkemenin kapısının önüne kadar komünist olarak geldi, komünistliği kapı önünde bıraktı, hâkim olarak görev yaptı, tekrar kürsüsüne dönerken komünist olarak döndü”.
 
  Yargı işlevini yerine getirirken içinde bulunulması gereken durumu en iyi şekilde ortaya koyan bu örnek hâkim bağımsızlığının sadece diğer kuvvetlere değil, hâkimin kendi içselliğine göre de sağlanması gerektiğini göstermektedir.
 
  Bağımsızlık, hiçbir organ, makam, merci ya da kişinin yargılama yetkisini kullanırken hâkimlere emir ve talimat vermemesi, tavsiye ve telkinde bulunmamasıdır. Bağımsızlık aynı zamanda karar verirken hiçbir etki ve baskı altında kalmamaktır. Bağımsızlık, hâkimin karar verirken sadece yasalara ve vicdanına karşı sorumlu olarak hareket etmesidir ve son olarak bağımsızlık hâkimlere ayrıcalık ya da keyfi hareket edebilme özgürlüğünün tanınması anlamına gelmeyip, hukuka bağlı olma anlamındadır.
 
  Mahkemelerin bağımsızlığı sadece anayasada yazılma ile sağlanmış olmaz. Bunu gerçek anlamda yerine getirecek güvencelerin olması gerekir. Çünkü bağımsızlığı tehlikeye düşürecek girişimler veya davranışlar son dönemde sıklıkla yaşadığımız gibi devletten, Devletin organlarından, taraflardan ve toplumdan kaynaklanabilir. Mesela daha somut olarak, bağımsızlığı yasama organı tehlikeye düşürebilir, yapacağı işlemlerle yargı bağımsızlığını ihlal edebilir.
 
  Hal böyle iken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138/3 ncü maddesinde yargı bağımsızlığının yasama ve yürütmeye karşı daha net bir şekilde korunmasını sağlayan “görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” ifadesi son günlerde meydana gelen olaylar karşısında havada kalmaktadır.
 
  Anayasa’da yargı ile ilgili bir diğer başlık ise Hâkimlik Teminatıdır.
 
  Hâkimlere görevlerinin yerine getirilmesinde sadece kanuna göre veya kanun ve vicdanına göre hareket etme imkânının tanınmış olması bağımsızlıklarının sağlanmasında yeterli olmayacaktır. Bağımsızlık, bu hallerin haricinde hâkimlere meslek ve varlıklarını tehlikeye düşürmeksizin her türlü korku ve endişeden uzak görev yapacak şekilde kişisel teminatın da sağlanması ile olur.
 
  Yani hâkimlik teminatına sahip olunması gerekir. Bir başka ifade ile teminat; hâkimlerin yürütmeye karşı kendisini tamamen emniyette hissederek kararlarını her türlü korku ve endişeden uzak olarak vermesidir. Hâkimlik teminatı, uygulanmasında kamu yararı olan ve hâkime tanınmış bir ayrıcalık olmayıp görevinin gereği olan bir teminattır.
 
  Hâkimlik teminatı kavramının öğretideki açıklamalarının yapılması esnasında ve anayasa maddelerinde de geçtiği üzere genel kabul gören unsurları şunlardır. Hâkimler azledilemez, emekliye sevk olunamaz, aylık ve ödeneklerinden yoksun kılınamaz, başka görevlere atanamaz, başka yerlere atanamaz.
 

Sonuç olarak;  
  Hâkimin bağımsız olması, karar verirken özgür olması, hiçbir etki ve baskı altında kalmamasıdır. 18 nci yüzyılda kuvvetler ayrılığı kuramının ortaya çıkması ile hemen hemen tüm ülke anayasalarında yerini bulan bu husus benzer şekilde Türk Anayasası’nda da düzenlenmiştir.
 
  Bağımsızlık yasama, yürütme organına karşı bağımsız hareket edebilmeyi gerektirmektedir. Günümüz uygulamalarına bakıldığın da ise bunun sağlanması için atılan adımlardan geriye dönüşlerin olduğu, yıllardan beridir Adalet Bakanlığı Teşkilatı içinde olduğu için tenkit edilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek kurulunun ayrı teşkilatlandırılmasının bile baskıcı seçim sistemi nedeniyle eleştirilmeye devam edildiği ve kurulun da bu eleştirileri hak eder şekilde görev icra ettiği ortadadır.
 
  Bu koşullarda gelinen noktada yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı konularının sadece Hukuk öğretisinde ders ve Anayasa’da da kavram olarak kaldığını söylemek abartılı olmayacaktır.
 
  Sağlıcakla kalın.



Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
FaceBook'tan Yorumla

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Copyright © 2012 Haberiniz Ulusal Haber, Köşe Yazısı, Analiz, Fotoğraf ve Video Portalı. Tüm hakları saklıdır.